13 Mart 2012 Salı 16:24
263 Okunma
Çankırı Rektörü'nden İlginç Değerlendirmeler


Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nin kuruluşunun 20. yıldönümü etkinlikleri kapsamında 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif’i anma günü düzenlendi. Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali İbrahim Savaş tarafından ZKÜ Prof. Dr. Arif Amirov salonunda “Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana” konulu konferans verildi. ZKÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özen, rektör yardımcıları, daire başkanları, enstitü müdürleri, öğretim üyeleri ve öğrenciler dinleyici olarak katıldı.

Rektör Savaş, Mehmet Akif’in Atatürk ile birlikte milli mücadelede yer alan bir şair olduğunu hatırlattı. Savaş, Akif’i şöyle anlattı;

“Bir de, milli mücadelenin, çilekeş, aşkla, imanla dolu bir bülbülü, destekçisi, sağa sola koşan, yırtınan bir İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif. Mehmet Akif, Atatürk gibi 3-4 dil bilen ve Türkçe’ye hakim bir şahıs.”

Akif’in eseri Safahat’tan da övgü ile bahseden Savaş, Safahat’ın halen daha güncelliğini ve tazeliğini koruyan bir eser olduğunu ifade etti.

“ATATÜRK, SARAYDAN KIZ ALIP, YANGELİP YATABİLİRDİ”

Atatürk’ten de övgüyle bahseden Rektör Savaş, Atatürk’ün hep halkın arasında bulunduğu ifade etti. Savaş, “Atatürk, asla milletinden uzak kalmamış bir liderdir. O’nu yücelten en önemli hususlardan biri odur. Yani kırmızı halılarda yürümemiştir. Tarlaya girmiş, fabrikaya girmiş, halkın arasına girmiş. İnsanlar sürekli beraber olmuş bir liderdir. O’nun için etrafını koruma duvarı ile örmemişler. Gerçekten kendini memleketine vakıf etmiş bir insan. Saraydan bir kız alıp, yan gelip yatabilirdi. Bağımsızlığa ve bu millete imanı, inancı sonsuzdu mücadeleye girdi.

Savaş, Atatürk ve silah arkadaşları tarafından başlatılan milli mücadelenin büyük önem taşıdığını ifade etti. Halen daha Milli Mücadele’nin bitmediğini savunan Savaş, Milli Mücadele ile milletin ulusal kimliğinin korunduğunu da ifade etti. Emperyalist güçlerini kibar kolonistler olarak değerlendiren Savaş, emperyalist güçlerin 5-10 seneliğine girdikleri ülkelerin zenginlikleri ile birlikte milli kimliklerini sömürdüğünü kaydetti.

“TUNUSLU ARAPÇA BAŞLIYOR, FRANSIZCA DEVAM EDİYOR”

Günümüzdeki milli kimlik sömürülerine Almanya’da yaşayan bir Türk ve bir Tunuslu’dan örnek veren Savaş, şöyle konuştu;

“Milli mücadele sayesinde bu millet ulusal kimliğini korumuştur. Mücadele etmeseydi, 5-10 sene, 10 sene-20 sene, emperyalist devletlerin hegemonyasında yaşamış olsaydı ki, Osmanlı’nın daha önce hükümran olduğu Irak, Kuzey Afrika gibi ülkeleri görüyorsunuz. Tunus’u görüyorsunuz. Tunus’ta Arapça konuşulamıyor. Tunuslu, başlıyor Arapça konuşmaya, Fransızca devam ediyor. En kötüsü, Paris’teki bir matmazel ile aynı düşünüyor. Beyin fonksiyonları, düşünce fonksiyonları aynı çalışıyor. Milli kimlik kalmamış. Çünkü emperyalistler, o kibar kolonistler, bir memlekette 5-6 sene kaldıklarında sadece yer altı ve yer üstündeki zenginliklerini çalmamışlar. Bu zenginlikleri çaldıkları gibi milli kimlikleri de soyup, alıp götürmüşler. Doğu ülkelerini müzelere taşımışlar. Bir de filmini yapıyorlar. ‘Biz nasıl çaldık’ diye. Doğu’nun tüm zenginliklerini götürmüşler. Yeşil Afrika’yı kara Afrika’ya çevirmişler. Yer altındaki zenginliklerinin hepsini götürmüşler. Eğer doğrudan bir milli mücadele başlamamış olmasaydı Türkiye, Anadolu toprakları 5-10 sene bu hegomonyal, emparyal düzenin kaldığı bir coğrafya olsaydı, bugün böyle olmazdı. Almanya’daki en eğitimsiz insanımız da dahi bu farklığı göreceksiniz. Bu milli duruş, milli kimliği, bilinci göreceksiniz. Bir Avusturyalı ile Türk evlendiğinde eşinin Müslüman olmasına karışmaz ama çocuklarının isimlerini bizim isimlerimizden koyuyor. Bir Mısırlı bir Avusturyalı ile evlendiği zaman, çocuğun isimleri yok. Yani tamamen Almanca isimler oluyor.”

AFGANİSTAN YORUMU

Rektör Savaş, İngiltere ve Rus saldırılarına milli grupları ile püskürten Afganistan’ın tam anlamıyla bağımsız bir devlet olamamasını ise Atatürk gibi bir liderlerin çıkmamasına bağladı. Rektör, “Eğer Afganistan’ın da bir Atatürk’ü olsaydı, bugün çok daha iyi bir devlet olurdu. Şu rezil vaziyette olmazdı. Hala düzenli bir ordusu yok. O grupları silahsızlandıramıyor” dedi.

Ülkedeki anadil eğitiminin çok hoş bir konumda olmadığı ifade eden Savaş, “Tarihçi olarak, gençlerimiz, Nutuk’un ve Safahat’ın orijinalini açtığında okuyup anlayabilsin. Maalesef Ana dildeki eğitimimiz de çok hoş bir konumda değil. Gençlerimizin günümüzün Türkçesi ile konuşması gayet doğal olabilir. Ama bir Alman genci, 250-300 sene önceki Göte’yi okuyup anlayabiliyor. Benim de gönlüm arzu eder ki, Nutuk’u ve Safahat gibi eserleri de bizim gençlerimiz okuyup anlayabilsinler. Bu manada tarih bilimin en önemli penceresi de, kapısı da dil, anadildir. Bu konuya daha çok büyük önem vermemiz gerekiyor” dedi.

Doğunun medeniyetlerin anavatanı olduğunu belirten Savaş, ama doğu insanını bu medeniyetlere sahip çıkmadığını ifade etti. Ülkemizde, medeniyet mutfağındaki malzemelerden bile haberdar olunmadığı vurgulayan Savaş, “Romalılar, hikmet, ışık, bilgi doğudan gelir derler. Hatta Sezen Aksu’nun da öyle bir albümü var. Hikmetin ve diyalektiğin anavatanıdır şark. Batılı da bunu biliyor. Fakat biz, hafızamızda daha doğrusu medeniyet mutfağımızda bulunan malzemelerden haberimiz yok. Büyük bir medeniyet mutfağına, yani dil ve düşünce mutfağına sahibiz. Ama çay kutusu diye çekiyorsunuz, içinden tuz çıkıyor. Bu mutfağın malzemelerine sahip çıkmadığımız gibi, mutfağımıza dışarıdan girmiş malzeme ki gayet doğaldır. Medeniyetler birbirinden alışveriş yaparlar. Onları da hangi kapa koyacağımızı bilememişiz. Onun için hala Türkiye’de laiklik tartışmaları yapılıyor” diye konuştu.

LAİKLİK TARTIŞMALARI

Üst düzey birisinin kendisine, “laikliğin yeniden tanımlanıyor” yönünde ifadesinin olduğunu belirten Savaş, bu söylemlere ise şöyle cevap verdi;

“Bilimsel bir araştırmaya göre, Türkiye’de 46 çeşit laiklik tarifi var. Bir de ben yapsam ne olur. Hepsi yanlış zaten. İşe buradan başlarsanız, ‘ben tarif ettim oldu, ben söyledim oldu’ derseniz zaten bir yere ulaşamazsınız. Ondan sonra o şahıs bana, ‘Atatürk aklın ve ilmin yolunu göstermiş’ dediği zaman ben gülüyorum. Çünkü ikisi de bizde yok. Yani bilimsel olarak sekülarizmin, laikizim,demokrasinin, tarihin, dilin, insanı kuşatan bütün bu anlayışların, bilimsel olarak izahını yapamıyorsak, bunları öğrenemiyorsak, burada bir akli sıkıntı var demektir.”

Savaş, Roma’yı da Osmanlı’yı da yıkan şeyin aynı olduğunu ileri sürdü. Tatmin olma duygusunun medeniyetlerin mikrobu olduğunu ileri süren Savaş, “Roma’yı yıkan şey ne ise, Osmanlıyı da o yıkmıştır. Tavsamak, gevşemek, hedefleri tüketmek. Kısaca tatmin olmak duygusu, medeniyetlerin mikrobudur. Anında göçersiniz. Omanlı da hedeflerini tüketmişti. İçeriden dışarıdan müdahale vardı, toplum tavsamıştı. Roma’da olduğu gibi toplum pörsümeye başlamıştı. Nihayet ömrünü tamamladı” dedi.

Konferansın ardından ZKÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özen tarafından Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali İbrahim Savaş’a teşekkür plaketi ve çeşitli hediyeler verildi.

(SD-SD-Y)

(SD-SD-Y)

13.03.2012 16:23 TSİ


Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Son Güncelleme: 13.03.2012 16:24
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183