23 Mayıs 2012 Çarşamba

Ziyaretçi Defteri

  • Ali bi-a.51@hotmail.com | Niğde 4 ay önce eklendi

    heRkese sLm aRkaDaşLar niğde den yazıyORum siTenizz çok qüzeL ßaşaRıLarınızın dewamını diLerim :) SaqLıcakla kaLın Niğde den seLamLarr

    • Yılmaz 4 ay önce eklendi

      Yeni su faturaları hakkında bilgisi olan arkadaşlar bilgi verirlerse menmun olurum.

      • İlhami Önder İlhamionder@otmail.com | Afyonkarahisar 2 yıl önce eklendi

        Yine maynet haberde okudum Yök başkanı beyefendi sanki yasamanını üzerinde imiş gibi türban konusunda açıklamalar yapabiliyor çok yazık bu memleketin hem ekmegini yiyeceksin hemde provakatörlük yapacaksın bundan mefeatin ne olacak 2011 seçimlerinde akeden adaymısın yoksa

        • zihni sinir zihnisinir75@gmail.com | İSTANBUL 2 yıl önce eklendi

          21yüzyılın en büyük şairiymiş…… Şiirleri akademi çevresinde, elden ele dolaşıyormuş… Şimdiden fanları bile oluşmuş…muş. Hadi bunları anladık ta,
          Dünya Edebiyatçılar Birliği tarafından nasıl olur da uluslar arası “ sır ” unvanı verirler…İşte bunu anlamak zor… Onlara sormak lazım, acaba şiirleri, böylesi bir uluslar arası ödülü, gerçekten hak ediyor mu? Diğer bir husus, bildiğim kadarıyla bu unvan, İngiltere’de egemenlerle tam bir uyum içinde olanlara verilir… Halk için yazdığını söyleyen biri için bu ödülü almak biraz tuhaf değil mi?
          Prof. Dr. Sinan Susam ( sokak şairlerini esirgeme derneği as başkanı )
          ******************************************************************************************************************
          Pırasa Gazetesi’nin 26.08.2009 tarihli “ Edebiyat Söyleşileri “ adlı yazısından alınmıştır.




          Onur Sezgin'den ' Tiyatral Şiirler '

          1.perde 2.kısım “ Gökkuşağı gibiydi ”

          Birinin bana “ Üstat! ” diye seslendiğini sandım
          Ve “ Efendim! ” diye yanıtladım onu
          Neden mi?
          Sonsuzluğu gördüm dün gece

          Saf ve tükenmeyen bir kaynaktan,
          Her türlü rengin bir araya geldiği
          Büyük bir gökkuşağı gibiydi
          Parlak olduğu kadar dingin
          Onur Sezgin 27.08.2009




          1. perde 2. kısım “ 11 yaşındaki bir çocuktan - Kumarbaz babaya öfke ”

          Tanrı seni korusun,
          Aklı şaşmış ve bunamış babam,
          Sana böyle eziyet eden kemirgenlerden!
          Nedir bu halin?
          Lazım olur diye
          Sakladığım oyuncak tabancamla
          Vurdum işte bütün kumarbazları!
          Onur Sezgin 27.7.1977



          1. Perde 2. kısım “ Küskünüm benim! ”

          Küskünüm benim!
          Ben ona böyle derdim çünkü
          Kabul ediyorum biraz hassas ve kırılgandı
          Küstürmüşüm onu…


          Ve bir gün…
          Kopardılar onu benden
          Makasın bileşen uçları,
          Kesip ayırdı kutsal saçı bedenimden
          Sonsuza kadar…

          Ve o zaman, onun (Seval’imin)
          Gözbebeklerinden şimşekler çaktı
          Ve karanlık gökyüzünden yağmurlar boşaldı
          Hiç bitmeyen…

          Varsın bu hava, bu su,
          Bu yeryüzü kargaşalığa düşsün
          İnsanlar, hayvanlar, kurtlar, kuşlar mahvolsun!
          Sonsuza değin lanetli olsun,
          Bu nefret edilesi gün
          En güzel, en çok sevdiğim varlığı
          Kapıp gittiği için
          Onur Sezgin 30.11.2008



          2.perde 2.kısım ” Tam o anın koordinatları ”

          Işıksız bir yerde,
          Dört yanımda tehlike
          Labirentin tam ortasındayım

          Üstümde de garip bir ağırlık

          Bir ad veremiyorum buna
          Eğer çaresizlik demezsem,
          Ne diyebilirim bu duyguya
          Onur Sezgin 04.09.2009




          1.perde 2.kısım “Anılar “

          Nöbet tutma sırası, bana geldiğinde;
          Kaskatı buzlar, zincirleriyle
          Sımsıkı bağladılar ayaklarımı
          Hiç bir şey duymuyordum orada
          Durmadan esen poyrazın ulumasından başka

          Kızıl renkli sonbahar ağaçlarına bakıyordum
          Ölümden hiç korkmuyorlardı
          Tek Tanrılı dinlerin;
          Belli ki, onlara kazandırdıkları
          Ruhun ölümsüzlüğü umuduyla avunuyorlardı
          Onur Sezgin 09.08.2009




          Aşk bitti
          Heyecan da öyle
          Evlilik bir ölümdür artık bu şekilde

          Oysa “ Heyecandı “ çok önceden
          Bize bu nikâh yeminini ettiren
          Bitti, hepsi bitti
          Onur Sezgin 3.08.2008




          1.perde 2.kısım “2008 Türkiye'si”

          Üstü örtülü gerçekler,
          Bir bir açığa çıkıyor şimdi

          Doğanın yasaları,
          Gecenin karanlığına gizlenmişti ya,
          Tanrı “Edison doğsun” dedi
          Ve ışığa boğuldu her şey
          Onur Sezgin 23.11.2008



          2.perde 2.kısım “ Yaş 45 “

          Ayak tabanlarında oluşan her nasır;
          Bir acı verir insana
          Tüketilemeyen bazı arzulardan mı?
          Yoksa boşa çıkan umutlardan mı?
          Bilinmez ya,
          Ak düşmüş her saç telinin ardında
          Bir gözyaşı saklıdır
          Çıkmakla işlediği suça üzülüp ağlarcasına
          Onur Sezgin 21.07.2008




          2. perde 1. kısım “ Metafizik Usulü Ayrılığın Koordinatları “

          İkimiz de tek başına kaldık şimdi
          Ama ben,
          Daha büyük bir şehirde,
          Daha kalabalık bir caddede kayboldum
          Çevremi saran bu uğultu,
          Beni hiç bilmediğim bir yöne sürüklüyor
          Başımda hafif bir ağrı,
          Ayaklarım yorgun
          Pusulam kayıp!
          Onur Sezgin 8.12.2008



          1. perde 2. kısım “ Bir Mutluluk Şarkısı “

          Dünyayı bir su damlasının içinde görmek
          − Ne güzel!
          Ve bir kır çiçeğinde cenneti

          Zamanı kum saatinin içinde sıkıca tut!
          Bak, sonsuzluk ellerinde işte!
          Yaşlılık korkutmasın artık seni
          Açlık ve ölüm de
          İstersen güneşi verebilirim sana
          Eskiden bahçede oynadığım yerde

          Ama bana inanmadığını söyleme
          Ben bir mutluluk şarkısı yazdım
          Her çocuk dinleyip sevinsin diye
          Onur Sezgin 12.10.2008




          1.perde 3.kısım “ Tragedya usulü sitem etmenin koordinatları ”

          Öfke ve hüzün,
          İçime işliyor
          Bir virüsün bedeni istila etmesi gibi

          Kader Tanrıçaları, beni işe yaramaz sandılar
          Böylece yanılarak hepsi
          Alın yazıma razı oldular

          Öyleyse gökyüzüne doğru çekmesinler ruhumu
          Sürünerek gitmeliyim ateşe
          Kısa bir yolculuk olmayacak zaten bu

          Yanarken alevler içinde,
          Bir tek aşağılık gözyaşı dökmeyeceğim
          Korkudan değil, acıdan kızaracak yüzüm, eğer kızarırsa

          Ey ruh, kül tanelerine dön;
          Akan bir derenin, bulanık sularına karış ki,
          Seni bir daha bulamasınlar
          Ve bu şekilde dağılsın
          Evrenin insafına kalmış o küçük parçacıklar.
          Onur Sezgin 02.09.2009



          1.perde 2. kısım “ Soylu geçinenlerle alay etmenin koordinatları ”

          Benim oldukça eski ama soylu
          Ya da soysuz kanım,
          Nebula denen gaz kütlesinden beri
          Kurt ve kuşun kanatlarında mı?
          Uçup gitti yani?

          Buna şaşmamalıyız
          Namuslu doğa bizi aptal yarattıysa
          Daha çok destan yazar tarih kitaplarımız
          Onur Sezgin 11.12.2008



          2.perde 1.kısım ” İltifat etmenin entelektüel koordinatları ”

          İnan ki, çok merak ediyorum,
          Senle ben ne yapardık
          Birlikte yaşamadan önce?

          Öyle denk gelmişiz ki… Bir pergelin iki ayağı gibi

          Bunu anlatabilmek için,
          Henüz cilalanmamış, pürüzlü dizeleri seçtim
          Konuşmaya en uygun,
          Düz yazıya en yakın olduğu için
          Onur Sezgin 26.08.2009



          1.perde 2.kısım ”Arabesk bir aşk filminin koordinatları”

          Seni ateşe atsalar, ben yanmaz mıyım;
          Senin kalbin kırılsa, ben inim inim inlemez miyim?
          Sen sitem etsen, neşeden eser mi kalır bende?
          Biz bir bütünüz
          Zorluklar bizi ikiye böldüğü halde
          Onur Sezgin 29.08.2009




          1. perde 2. kısım “ Bırakıp gitti işte beni ”

          Olympos dağının eteklerinde,
          Merdiven yıkardı harçlığı çıksın diye
          İşte ben böyle bir kızı sevdim

          Meğer Venüs bile kıskanırmış onu
          Geç uyandım

          Ve o gün
          Uçan bir kuşun kanatlarından nem kapmış
          Ya da sarhoş bir bulutun rüzgârına çarpmış
          Ne fark eder ki?

          Bırakıp gitti işte beni
          Yavaş yavaş gözlerini yumarak
          Bir daha açmamacasına hem de

          Şimdi yalnızca
          Rüyalarımda yeşeren o fidanın
          Küçücük yeşilini yağma eden kutsal keçiler,
          Duyun sesimi!

          Ey Olympos dağında yaşayan Tanrılar!
          Ya, hepten yok edin evreni
          Ya da bırakın sonsuza dek yaşasın âşıklar!

          Ve sen ay dede, karanlık gecelerime ışık tutan
          Silinip gitme unutuluşa
          Boşuna değil her gece yeniden uyanışın
          Onur Sezgin 21.02.2010





          2.perde 2. kısım “ Ayrılış “

          Otobüs durağında ağlıyor genç bir kadın
          Boyun atkısına gizlemiş
          Gözyaşının göz farına karıştığı yüzünü

          Üşümüş parmaklarını hohluyor
          Tek başına dönecek evine belki de
          Karanlık sokaklarda adım adım yürüyerek

          İlk adım ilk ayrılıştır
          Telefondaki o ayrılış
          Ilık akan bir gözyaşı
          Hayal kırıklığının ilk gözyaşlarıdır.
          Onur Sezgin 17.02.2010



          1. perde 2. kısım “Okul Yılları”

          Bir sigara paketinin içine
          Şiir yazarken yakalandım

          Aldığım cezaya mı?
          Yoksa yazdıklarımın
          Fark edilmediklerine mi yanayım?

          “ Sigara sağlığa zararlıymış “
          Öğrenmiş oldum

          Şimdiyse Yüksekten uçan
          Alçak gönüllü bir kartalın
          Beyaz kanatlarına yazdım
          Üstelik sesli harflerle
          Körler de bir parça okuyabilsin diye
          Onur Sezgin 25.02.2010

          • mustafa g önder gündoğar mustafagnd@hotmail.com | istanbul 2 yıl önce eklendi

            şeref malkoçun şevket kazanın önder savla görüşmelerini neden yadırgıyorki su ana kadar ağızlarında kaç kere milli görüş kelimesi çıktı önder sav türk vatandaşı değilmi arkadaş senin elinden tutan hocana kafa tutacaksın birde üzüldüm diyeceksin biz sizin yüzünğzden hergün üzülüyoruz


GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

ANKET Sonuçlar Tümü

?Sayfamızı Hangi Haberler İçin Ziyaret Ediyorsunuz?

NAMAZ VAKİTLERİ

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV