05 Mart 2013 Salı 11:42
18890 Okunma
Tarsus’tan Geçen Şöhretler

Bu iki ünlü sanatçı, ilk sanatçılık yıllarında Tarsus’taki Gazinolarda çalışmışlar, Tarsus’un önde gelen zenginlerine ve çiftçilerine şarkılarını seslendirmişlerdir.

Ancak ünlü olup İstanbul’agidenTarsus’u unutmuştur.

Oysa bu iki sanatçımızda şöhret basamaklarını çıkarken ilk basamak olarak Adana ile Tarsus’u kullanmışlardır.  Geçen hafta Müslüm Gürses’in Tarsus’ta çalıştığı gazinolardan eski Kabare 33’ün önünden geçtim. Şafak Pastanesinin yanındaki bu gazino artık kullanılmıyordu ve kapısıda yıkılmıştı.  Aynı isimle yeni gazinolarda şu an var, ama o gazinolar Adana yolu üzerinde Keloğlu köprüsü yanında. Tabi gazinocularında eski işleri yok..
Şimde 3 Mart 2013 tarihi itibari ile Müzisyen, şarkıcı, Müslüm Akbaş’ın (Müslüm Gürses) resmen hayatını kaybettiğinin açıklanmasının ardından herkes Müslüm Babanın hayatını didik didik etmekte, merakla okumaktadır.


Müslüm Baba’nın biyografisi internetlerde mevcut. Oradan alıntıladıklarımızı paylaşalım önce. “Hayranları tarafından Müslüm Baba olarak anılan Arabesk müziğin en başarılı isimlerinden biri olarak kabul edilen Gürses, özellikle 90’lı yıllarda bir fenomen haline gelmiş, konserlerinde jiletle kendisine zarar veren fanatik hayranları nedeniyle büyük tartışma konusu olmuştur. İlerleyen yıllarda müzikal kimliği değişmiş, farklı türlerde eserler ortaya koymuş olan sanatçı, Teoman ve Sezen Aksu şarkılarını da seslendirmiş, ünlü yazar Murathan Mungan’ın sözlerini yazdığı ve tamamı yabancı şarkıların cover’larından oluşan "Aşk Tesadüfleri Sever" isimli albümü çıkarmıştır.


7 Mayıs 1953’te Urfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde dünyaya gelen sanatçının babası çiftçilikle uğraşıyordu ve bağlama çalıyordu. İlkokuldan mezun olduktan sonra 14 yaşındayken Adana Aile Çay Bahçesi’nde düzenlenen yarışmaya katıldı ve birinci oldu. Sesiyle küçük yaşlarda dikkat çeken Gürses kendisiyle yapılan bir röportajda ‘‘İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana'da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu'nda sanatçı oldum.’’ demiştir.
1968 yılında albüm yapmak için İstanbul’a gelen şarkıcının Emmioğlu/Ovada Taşa Basma isimli plağı üç yüz bin satış yaparak o dönem için büyük başarı kaydetti. Gün geçtikçe tanınan Gürses, şöhretinin ilk yıllarında çıktığı Anadolu turnesi sırasında büyük bir kaza geçirmiştir. Bu turne için gittiği kent TARSUS’tur.. Tarsus’taki kazada alın kemiği kırılan sanatçı yaşadıklarından sonra ‘O kazada şoför öldü… Beni de öldü sanmışlar zaten… Sonra alıp hastaneye götürmüşler… Ben ölümü yaşadım aslında… Bana göre yeniden hayata dönmüş olmam, Allah’ın bir lütfudur. Alın kemiğim un ufak olduğu için en küçük bir darbede ölebilir ya da kör kalabilirim… Ameliyatta alnıma beynimi koruyacak plaka gibi birşey taktılar… O korkunç kazadan sonra koku alma duyumu yitirdim… Hiçbir kokuyu alamıyorum ne yazık ki şimdi… Çok kuvvetli parfümler ispirto kokusu veriyor bana… Ayrıca işitme duyumu da yüzde elli yitirdim… Çok ağır işitirim… Neyse, buna da şükür, yaşıyoruz işte…’’ demiştir.
Kaza sonrası çıkardığı "Özür diliyorum senden", "İsyankar", "Ben insan Değil miyim" gibi albümlerle çıkışını sürdüren sanatçı, arabesk türünde en çok ilgi gören isimlerden biri oldu.
 

1979 yılında ilk defa İsyankar filmiyle kamera karşısına geçen Gürses, birçok uzun metrajlı filmde daha hayranlarıyla buluşacaktı.


Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu sinema oyuncusu Muhterem Nur’la 1982’de çıktığı Malatya turnesi sırasında karşılaşan şarkıcı, 1985 yılında Nur’la hayatını birleştirdi.
Müslüm Gürses şarkılarındaki yalnızlık, hayata duyulan öfke ve ayrılık acısı gibi temaların dinleyicisinde yarattığı bu etki giderek bir fenomen halini almıştı. Şarkıcının zaman zaman yaptığı uyarılara rağmen konserlerinde birçok dinleyicisi jilet kullanarak vücuduna zarar veriyordu. En son Tarsus’a bundan 5-6 yıl önce gelmiş ve  Spor salonunda hayranları taşkınlık çıkarmış, konseri yine olay olmuştu..
Herkesin ona “MÜSLÜM BABA” diye hitabetmesi basit değil.  Siyasette bir  “Süleyman Baba”vardı, müzikte ise  “Müslüm Baba”.. ve Orhan Baba..

Mafya babalarını bu kategoriden ayrı tutuyorum. Halkın sevgilisi olmak, toplumun herkesimince ”Baba” diye çağrılmak herkese nasip olmaz.

Müslüm Gürses’te halkın büyük çoğunluğunun sevgisini kazanarak uçup gitti aramızdan. Biz de kendisini Tarsus’taki sanatçılık yılları ve geçirdiği kazadan anılarla anlattık.


Elbette her canlı ölümü tadacaktır sözündeki gibi Müslüm Baba’da ölüm şerbetini içti. Allah rahmet eylesin.

Son Güncelleme: 05.03.2013 11:42
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183