29 Mart 2012 Perşembe 14:10
370 Okunma
Mşü Rektöründen '4+4+4


MŞÜ Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç, makamında basın toplantısı düzenleyerek Cumhurbaşkanının rektörlerle yaptığı toplantıyı değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yapılan toplantıda üniversitelerin eğitim kalitesinin gündeme geldiğini kaydederek Gül'ün özellikle Anadolu'daki üniversitelere dikkat çektiğini vurgulayan Rektör İnanç, "Sayın Cumhurbaşkanımız asıl önemli vurgusunu özellikle Anadolu'daki üniversiteler için yaptı. Üniversitelerin bulundukları illerin lideri olduğuna, üniversitelerin

bulundukları illerdeki tüm kurumları ile sürüklemesi gerektiğine değindi. Bu anlamda üniversiteleri bekleyen en büyük problemin ise yerelleşme problemi olduğunu kaydetti. Üniversitelerin yerelleşmeden, mahallileşmeden, ilin siyaseti ve dedikodusuna teslim olmadan yollarına devam etmesi gerektiğine özellikle vurgu yaptı" dedi.



"GEÇMİŞE İYİ BAKMAK LAZIM"

Daha sonra gazetecilerin "4+4+4" eğitim formülüyle ilgili sorularını cevaplandıran İnanç, bunun için öncelikle kesintisiz eğitimin başladığı dönemin iyi incelenmesi gerektiğini belirtti. 8 yıllık kesintisiz eğitimin 28 Şubat sürecinde başladığını hatırlatan İnanç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"4+4+4 formüle neden ihtiyaç duyuluyor diye sorduğumuz zaman geçmişe bakmamız lazım. Geçmiş dendiği zaman 1990'ların maalesef hepimiz için çok kötü denilebilecek günleri akla geliyor. Özelikle 1995-1998 döneminde tasfiye hareketleri akla geliyor. 28 Şubat sürecine bakıldığında her ne kadar gizlenmeye çalışılırsa çalışılsın aslında işin aslı milletin tasfiyesiydi. Arkasında hiç kimse yoktu. Bunların arkasında sadece devletin kendilerine tahsis etmiş olduğu güç vardı. Bunların arkasında halk yoktu. O güç

halk için halka karşı kullanıldı. 8 yıllık kesintisiz temel eğitim bunun bir parçasıydı. Oradaki temel amaç da aslında İmam Hatip Liselerinin orta kısmından başlayarak tasfiye edilmesiydi. O günlerde İmam Hatip Liselerinden mezun olup da Türkiye'de hatırı sayılır siyasal bilgiler fakültesinde okuyan çok sayıda insan vardı. Bu tabii gelecek açısından 28 Şubat mantığını savunan insanlar için çok da kabul edilebilir bir yaklaşım değildi. Bunun önünü 8 yıllık kesintisiz eğitimle kestiler. 8 yıllık kesintisiz

eğitim Meclis'te zorla, arkasında hiç kimse olmaksızın alındı. 8 yıllık kesintisiz eğitim başarılı oldu ama birçok alanda da başarısız oldu. Türkiye gibi bir ülkede ihtiyaç duyulan ve destekçilerinin bile sonradan fark ettiği bir alanı komple köreltti bu eğitim sistemi. Özellikle sanayinin ihtiyaç duymuş olduğu ve bizim nitelikli eleman dediğimiz elemanların sayısı yok denecek kadar az bir düzeye düştü. Türkiye'de bu vesileyle mesleki eğitim bitirildi. Bitirilmeye çalışılan İmam Hatip Liseleri ise bu

ortamdan başka kazanç elde ettiler. Yurt dışına gittiler ve çok daha fazla donanımlı olarak döndüler."



"DEVLET BANA, 'ÇOCUĞUNU 8 SENE ŞU OKULDA OKUTACAKSIN' DİYEMEZ"

"4+4+4" formülüne bakıldığı zaman bunun arkasında siyaset ve temsiliyet olarak halkın çıktığının görüldüğünü ifade eden İnanç, "Sosyolojik boyutuyla baktığımız zaman da halkın önemli bir kesiminin talebi olduğunu görürüz. Kesintisiz eğitimle kademeli eğitim birbirine aykırı bir eğitim sistemi değil. 8+3 dendiği zaman çocuk 11 yıl okuyor, 4+4+4 dendiği zaman 12 yıl okuyor. Bu sistemle çocuk istediği okulda okuyabilecek. İlköğretimin birinci kademesinden sonra çocuk veya ailesi istediği okula gitme hakkına

sahip olacak. Burada tedirginlik oluşturabilecek hiçbir tablo olduğunu düşünmüyorum. Herkes kendi tercihini yapabilir. Sosyal devlette, herkese kendi tercihini yapma hakkını verme zorunluluğu vardır. Bu tablo karşısında seslendirilen aksi görüşün gerekçesi ne? Benim böyle bir milli meselem yok. Benim çocuğum 8 yıl aynı okulu okumak zorunda değil. Ben çocuğumu değişik okullarda hakkına sahip olmam lazım. Devlet bana, 'Çocuğunu 8 sene şu okulda okutacaksın' diyemez. Aslında fıtrata aykırı olan da bu. Bu

formülde özgürlük var. Çocuğunuzu 3 kademeden istediğinize gönderebilirsiniz" diye konuştu.



"AKRAN OLAN ÇOCUKLAR AYNI ORTAMDA TUTULMALI"

8 yıllık kesintisiz eğitimde 7 yaşındakiyle 15 yaşındaki çocuğun aynı okulda eğitim gördüğünü belirten İnanç, bunun fıtrata aykırı olduğunu kaydederek, "Son dönemlerde Türkiye'de ilköğretimden liselere kadar yaşanan olayları dikkate aldığımızda bir gerçeği ifade etme zorunluluğu doğuyor. İlkokul birinci sınıfa giden 7 yaşındaki bir çocukla 8 yıllık kesintisiz eğitimin son yılında bir çocuk arasında iki kat yaş farkı var. Her yönüyle bu fıtrata aykırıdır. 15 yaşındaki çocuklar 7-8 yaşındaki çocuklara

tahakküm kurabilirler. Bu doğru bir şey değil. Herkes kendi akranıyla, kendi yaşıtıyla ortamları paylaşmalıdır. İlk 4 yılda kabul edilebilir yaş sınırları var. İkinci önemli konu ise, 7 yaşındaki çocuğun ağzı süt kokuyor. 15 yaşındaki çocuk ise ergenlik dönemine girmiş, kendisinin hareketlenmeye başladığı bir dönem. Bu da aslında doğru bir yaklaşım değil. Kesintisiz eğitimden ayrılışında bu olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar bu hiç seslendirilmedi. Akran olan çocukları aynı ortamda tutmak zorundasınız"

ifadelerini kullandı.

(NA-GS-Y)



29.03.2012 14:08:35 TSI

Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Son Güncelleme: 29.03.2012 14:10
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183