Önümüzdeki hafta  7 Nisan tarihinde tüm partiler  milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kuruluna verecekler..
Ancak bu tarihten önce hala bazı partilerin bazı il ve ilçelerde  önseçimleri devam ediyor.. Genellikle önseçim yapan partilerin başında CHP geliyor..
Yalnız eskiden CHP resmi önseçimler yaparken şimdilerde bakıyoruz, bu önseçimler resmi hakim huzurunda yapılmıyor. Yada aday eğilim yoklaması adı altında yapılıyor..

Bazı illerde ise hiç önseçim yapılmıyor, aday adaylarının sıralamasını genel merkezler yapacak..
Ak Partide de resmi  önseçim değil de,  temayül yoklaması yapılıyor. Bu da resmi değil. Üyeler yada delegeler oylarını kullanıyor, sandıklardan çıkan zarflar bir torbaya konulup  mühürleniyor ve  Ankara’ya genel merkeze gönderiliyor.. 

Orada ne yapıyorlar?

Oy dağılımını nasıl değerlendiriyorlar, bilen yok. O nedenle herkeste bir heyecan, herkeste aday olacakmış gibi bir çalışma var. Ak Partinin ikinci temayül yoklamasında ise geçen hafta Mersin’de  Sivil Toplum Kuruluşları (STK’lar), dernekler ve vakıfların yönetim kurulu ile denetim kurulu üyelerinin oy kullanımı vardı.  Medyad yöneticisi olarak oy kullanmak için  gittiğim Ak Parti Mersin il binasında bir bayanla tanıştım. Kadın CHP’li imiş. Ama konuşmaları öyle ilginçti ki..
“Ben CHP’liyim, hayatımda CHP’de böyle bir temayül yoklaması görmedim.  Biz CHP’lilerin beğenmediği Ak Parti kendi üyelerinin oy kullanmasından sonra bu kez Mersin genelindeki tüm sivil toplum kuruluşlarının yönetimini de davet ederek görüşlerini alıyor, oy kullandırıyor. Şahsen ben CHP’li olarak gelip Ak Partili bir adayın belirlenmesi için oy kullanacağımı hiç düşünmemiştim. Resmi olmasa da Ak Parti’nin bu yaptığı güzel bir iş. Herkesin, herkesimin fikrini alarak milletvekili adaylarını belirliyorlar.  Ben şahsen CHP’de de resmi bir önseçim yapılmasını beklerdim.”
Aynen böyle diyor hanımefendi..
Bu arada notlarım arasında CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da İzmir’den Önseçime girdiği var..
Kemal Kılıçdaroğlu,  kendi yönetimindeki arkadaşlarına  dayatma yapmamış ve son dakika İzmir’den  önseçime girmiş bir siyasetçi..
Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu son dakika kararı kendisine olumlu puan kazandırabilir. Ama arkadaşları konturpiyede kaldığı için kontenjandan kendilerine sıra istemişler. O saatten sonra kalkıp da seçim bölgelerinden önseçime girmediler.
Dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu yaptığı kendisine olumlu puan kazandırsa da, diğer  kalburüstü yönetimin kontenjandan  aday gösterilecek olması ne kadar doğru?
Bir başka gerçeği de burada yazmadan geçemeyeceğim..
Evet Kemal Kılıçdaroğlu iyi bir siyasetçi olabilir.. Doğru ve dürüst bir siyasetçi profili çizebilir. İyi bir genel başkan da olabilir..
Ama!... Tutup kendisi önseçime girerek  CHP üyelerinin veya delegelerinin tercihini isteyecek. Ama başka bölgelerde ise resmi olmayan önseçimler yaptıracak..
Yada bazı bölgelerde hiç önseçim yaptırmayacak, adayları genel merkez belirleyecek?
Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun  her ilde resmi önseçim yaptırmasını ve aday adaylarının, kendi partisinin üye yada delegelerinin oylarıyla belirlenmesini beklerdim.
Bir de benim demokrasi anlayışımda  “Kontenjan adaylığı” kelimesine yer yoktur..
Kontenjan adaylığı ne demek? Aday adayları  resmi olmasa da önseçime girecekler, ama birileri  gelecek kontenjandan kafaya konulacak..
O da yetmez, (Mersin için  konuşmak gerekirse),  CHP genel merkezi bir kontenjanla da yetirmiyor.. Neymiş, CHP genel merkezi birinci ve dördüncü sıraya kontenjan koyma hakkına sahipmiş!..
Bana göre gerçek demokrasi bu  değildir?
Gerçek demokrasi herkesin sandığa  inanması, önseçime girmesi ve çıkacak resmi sonucunda aday listesi olarak ilan edilmesidir. Bu düşünceme itiraz edecekler çıkabilir.
Mesela CHP’nin Tarsus kanadından seçilecek yerde hiç adayımız yok. O halde genel merkez kontenjandan  bir aday ismini Tarsuslu aday adaylarından seçebilir diyenler var.. Nedeni basit, Tarsus oy deposu, Tarsus’un 230 bin seçmenini yabana atamayız.  Tarsus’lu bir aday olmazsa Tarsus’lular CHP’ye oy vermez, o halde birinci sıraya veya dördüncü sıraya kontenjandan bir Tarsuslu konmalıdır diyenler var.  Burada ben de sadece Tarsus’un menfaatlerini düşündüğümde olabilir diyorum. Ama böyle desem de bu gerçek demokrasi değil.

Demokratik seçim sandıktan çıkan sıralamadır. Yani “Birinci  sıra Hüseyin Çamak, ikinci sıra Fikri Sağlar, üçüncü sıra Aytuğ Atıcı...” diyerek  önseçim sıralaması olmalıydı.. Şimdi birinci sıraya kontenjan konulduğunda Hüseyin bey ikiye, Fikri Sağlar  üçüncü sıraya kayacak.. Üçüncü sıradaki Aytuğ Atıcı ise genel merkezin kontenjandan 4. Sırayı kullanmasıyla otomatik olarak beşinci sıraya gerileyecek? Şimdi siz Aytuğ Atıcı’nın yerinde olsanız ne düşünürsünüz?
“CHP Mersin’de 5. Milletvekilini çıkarır, korkmayın” diyebilir misiniz? Bu riski hangi aday  alabilir?
Kusura bakmayın ama burada bir haksızlık ortaya çıkıyor ve ben bunu demokrasiye inanan biri olarak içime sindiremiyorum..
Demorkasi, sandıktan çıkan gerçek sonucu sıralamaya yansıtmakla olur..
Kemal Kılıçdaroğlu sadece kendisi İzmir’den önseçime girerek  aldığı puanı, diğer bölgelerdeki  “ÇEYREK DEMOKRASİ” ile kaybetmektedir..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183