16 Mart 2012 Cuma 09:53
399 Okunma
Abd Afet Yönetimi Mevzuatı Türkiye’ye Uyarlandı


TBMM’deki Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanun Tasarısı görüşmelerinde söz alan Bakır, Ak Parti hükümetinin söz konusu kanun tasarısının gereksinimleri konusunda kapsamlı bir çalışma ve programa sahip olduğunu ifade etti. Kocaeli ve Düzce depremlerinden sonra, kendisinin de içinde bulunduğu 30 İTÜ öğretim üyesi ile ABD Acil Durum ve Afet Yönetimi Başkanlığından, ‘Acil durum’, ‘Afet Yönetimi’ ve ‘deprem’ konularında eğitim aldıklarını söyleyen Bakır, bu doğrultuda, Amerika Birleşik Devletleri Afet Yönetimi Mevzuatını Türkiye’ye uyarladıklarını belirtti. Bakır, bu çalışmanın ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde, Afet Yönetimi Merkezini kurup sayısız projeler uyguladıklarını da vurguladı. Bakır, söz konusu projelere örnek olarak, 2001 yılında Türkiye için 1-5-10 yıllık ‘Ulusal Deprem Stratejisi’ ve yeni bir ‘Afet Yönetimi Modeli’ geliştirdiklerini ve bu çalışmaların yurt dışında Earthquake Spectra, ve Natural Hazards gibi saygın bilim dergilerinde basılmasını gösterdi.



Modern Kentler Kurulacak

Bakır, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Yirmi yıllık mesleki tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki, Kocaeli ve Düzce depremlerinden sonra kentsel dönüşümün tam manasıyla gerçekleştirilememesinde etken olan Saiklerin hepsi çok iyi bilinmektedir. ‘Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkındaki kanun tasarısı’ ile yoldaki tüm engellerin kaldırılması için her türlü tedbir alınmıştır. Bu kanunun çıkarılmasının arka planında, Türkiye’de depreme dayanıklı, her türlü sosyal donatıya ve kimlikli mimariye sahip yeni modern kentler kurulması doğrultusundaki kuvvetli irade ve kararlılık bulunmaktadır.”

Afet Riskleri Minimize Edilecek

TBMM’de görüşülen Kanun tasarısında, depremden sonra çare bulmaktan ziyade, yara almadan önce tedbir almaya yönelik uygulama anlayışının konuşulduğunu dile getiren Bakır “Afet Yönetiminin dört safhası bulunmaktadır. Bunlar; planlama ve hazırlık; zarar azaltma, afetlere müdahale ve iyileştirme safhalarıdır. Afete hazırlık ancak afetlerle yaşayan toplumlarda bir farkındalık yaratarak mümkün olur. Bu noktada kullanılabilecek en önemli araç ise hiç kuşkusuz medyadır. Risk algısı, iletişimin bir fonksiyonudur. Zarar ve risk ile ilgili iyi tasarlanmış ve uygun bir biçimde halka ulaştırılmış programlar, insanların davranışlarını etkileyebilmektedir. Medya yoluyla verilen mesajların etkili olabilmesi için afetler konusunda bilgi alınan kaynak güvenilir olmalıdır. Verilen mesajlar açık ve iyi tasarlanmış olmalıdır. Hedef dinleyici kitle iyi tanımlanmalıdır. Sorular, öneriler ve yorumlar için bir geri besleme kanalı bulunmalıdır. Bu bağlamda, risk ile ilgili, çocukları hedefleyen eğitim programları da büyük önem arz etmektedir. Zira yetişkinlerin afet eğitiminde, çocuklar, bilgi transfer etmek suretiyle çok etkin bir rol oynayabilmektedirler.” diye konuştu.

Bakır, afetlerden yoksul, yaşlı, engelli, kadın ve çocukların toplumun diğer kesimlerine oranla daha çok etkilendiğini, uyarı amaçlı eğitim ve iletişim araçları geliştirirken, söz konusu savunmasız kesimlerin incinmemesine dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Bakır, son olarak, afetlere karşı kaderci bir tutum sergileme davranışının ortadan kaldırılması için, vatandaşın afetler konusunda bilgilendirilmesi ihtiyacını vurguladı.

(SK)



16.03.2012 09:51:52 TSI

NNNN




Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Son Güncelleme: 16.03.2012 09:53
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183