24 Nisan 2012 Salı 12:56
507 Okunma
Chp'li Susam, Hükemeti Topa Tuttu


Geçtiğimiz günlerde Türkiye’yi ziyaret eden Barzani’nin Ankara’da Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bazı siyasi partilerin genel başkan ve milletvekilleriyle görüştüğünü, Başbakan Erdoğan’ında gittiği yurt dışı gezisinde Barzani ile yaptığı görüşme doğrultusunda bir takım mesajlar verdiğini anlatan Susam, “Tüm bu gelişmeler neticesinde verilen mesajlarda ortaya çıkan bir değerlendirme var ki Türkiye iç politikada ki ciddi sıkıntıların ötesinde dış politikada da çok ciddi sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Bu sürece, ‘komşularımızla sıfır sorunla politika’ diye başladık. ‘Tüm komşularımızla sorunlarımız sıfır olacak’ dedik ve kapılarımızı açtık. Ortak bakanlar kurulu yaptık. Açılımlardan tutunda her türlü politikayla Türkiye’nin orta doğuda ve Afrika’da lider bir ülke olarak çok etkin görevler yaptığını inandırmaya çalışarak bir dış politika çizgisini anlatmaya çalıştık” dedi.

Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesud Barzani'nin Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrasında “Türkiye düşman ülke noktasına geliyor” dediğine dikkat çeken Susam, şunları söyledi: “Komşumuz Irak ile ilişkilerimiz sorunlu, Suriye ile ilişkilerimiz sorunlu, Annan planı ve Birleşmiş Milletler Esad ile anlaşma sürecine giderken Türkiye bu anlaşmaya soğuk bakıyor. Amerikan Dış İşleri Bakanı ‘Nato ülkesi olarak Türkiye’nin sınırlarına gelmiş olan Suriyelilere ve o Suriyelilerle var olan çatışmalar nedeniyle Nato ülkesi olarak Suriye’ye müdahale etme konusunda Türkiye’nin yanında olacağız’ diyor. Suriye ile ilişkilerimiz bu düzeyde”

“AKDENİZE GEMİ GÖNDERDİK, AMA BİR ŞEY YAPAMADIK”

Türkiye’nin İran ile olan ilişkilerinde de ciddi sıkıntılar yaşandığını ve Rusya’nın da Türkiye’nın dış ülkelere karşı aldığı tavırdan dolayı rahatsız olduğunu ileri süren Susam, “Azerbaycan ve Ermenistan ile ilişkilerimizde geldiğimiz nokta ortadadır.6 ay Avrupa Birliğinde dönem başkanlığı sürecine giren Rum kesimiyle ilişkilerimiz çok sıkıntılı durumdadır. İsrail ile Rum iş birliğinde Akdeniz de petrol ve doğalgaz aramaları ciddi bir noktaya geldi. Biz ise bir sismik gemi göndererek bu işe karşı çıkıyormuşuz gibi gözüküp ama hiç bir şey yapamadık” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE ATATÜRK’ÜN DIŞ POLİTİKASINI UYGULAMIYOR

Türkiye’nin Arap baharı sürecinde Libya, Tunus, Mısır gibi ülkelerle olan ilişkilerinin bahardan öncekine göre daha kötü durumda olduğunu ve Türkiye’nin iyi bir dış politika yürütemediğini kaydeden Susam, “Bu durumun nedeni şudur: Türkiye, Cumhuriyeti kuran Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün koymuş olduğu dış politika çizgisini bırakmıştır. Burada emperyalist ülkelerin çıkarlarının temsilcisi olma noktasında büyük orta doğu projesinin eş başkanı olma hevesiyle girdiği politikada komşularıyla barış içersinde olmaktan çıkmıştır. Türkiye bu bölgede başkalarının çıkarlarını savunduğu için komşularıyla çok ciddi çelişki içersine girmiş bir ülke konumundadır” iddiasında bulundu.

Hükümetin yürüttüğü dış politikaların ülkenin siyasal gidişatına, ekonomik işleyişine, demokrasiye ve ülkenin her alanına zarar verdiğini, olumsuz dış ilişkilerin Türk halkına zam olarak yansıdığını sözlerine ekleyen Susam, şöyle devam etti: “Biz açıkça şunu söylemek durumundayız. Ülkemize saldırı olmadığı sürece biz ‘Yurtta barış,cihanda barış’ düsturundan ayrılmamak durumundayız.Bizim Cumhuriyet ile birlikte temel düsturumuz bu olmuştur. Bunu bize öğreten Atatürk ve onun arkadaşlarının partisi olan CHP bu düsturu bugüne kadar böyle götürmüştür. Son dönemlerde ortaya çıkan politikalar karşısında CHP olarak bizim tavrımız açıktır. Komşularımızın tümünün toprak bütünlüğüne sahip çıkmak ve saygı duymak.Komşularımızın iç işlerine doğrudan müdahalede bulunmamak,.Ama o ülkelerin demokratik gelişim hareketlerine dünyanın demokratik unsurlarıyla birlikte ortak katkı koymak ve sınır komşularımızla olan ilişkilerde de kendi toprak bütünlüğümüzü koruyacak,ekonomik,siyasal çıkarlarımızı koruyacak bir dış politika çizgisini korumaya çalışmaktır.”

Türkiye’de dış politika sorunlarının gündeme gelmemesi için iç politika gündeminin yoğunlaştırıldığını ve halkın dikkatinin başka alanlara çekilmek istendiğini ileri süren Susam, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne 12 Eylül ile hesaplaşma, ne 28 Şubat hesaplaşması, ne de başka harekatlar bu ülkede demokrasiyi tesis etmek ve demokrasiyi kalıcı kılmak için demokratça alınmış mücadelesi ve takibi yapılan konular değildir.Tüm bunlar altında başka nedenler yatan,Türkiye’de kendi siyasal otoritelerini baskı ve güçle dayatmaya çalışan bir yönetim anlayışının yansımalarıdır.Türkiye’de olan hesaplaşma demokrasiye giden yolda hesaplaşma olsaydı ülkemizde ki kurumları demokratikleştirme doğrultusunda net adımlar atılırdı.Üniversiteler özerk üniversite olurdu.YÖK kaldırılırdı. Üniversiteler konuşulabilirdi. Meslek odaları ve sivil toplum örgütleri sorunlarını,ülke konusunda ki düşüncelerini özgürce gündeme getirebilecek konumda olurdu. Medya özgürce konuşabilecek yandaş kelimesini hak etmeyecek bir yapılanma içinde olabilirdi. Türkiye’de tüm olaylar demokratikleştirmeye giden yolda önümüzde ki engelleri aşmak, taşları temizlemek noktasında atılmış adımlardan daha çok kendi iktidarlarını pekiştirme noktasında önlerinde ki demokrasi mücadelesi veren kişilerin sindirilmesi konusunda yapılmış çalışmalardır."

(HE-ERG-



24.04.2012 12:54:56 TSI



Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Son Güncelleme: 24.04.2012 12:56
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183