11 Nisan 2012 Çarşamba 15:26
327 Okunma
Mehmet Görmez, Medya Temsilcileriyle Buluştu


Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılından beri Peygamber Efendimizin Hz. Muhammed’in doğum yıl dönümleri, her yıl "Kutlu Doğum Haftası" adıyla kutlanıyor. Bu yıl da 24.'sü 14-20 Nisan tarihleri arasında "Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku" temasıyla kutlanıyor. Kutlamalar çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, medya temsilcileriyle basın toplantısında bir araya geldi. Danimarka’daki temaslarına değinen Mehmet Görmez, “Ayağımın tozu ile Danimarka’dan geliyorum. Küresel ölçekte verdiğimiz mesajları paylaşacağım. Bölgesel ölçekte İslam dünyasını yaralayan mezhep çatışması ile karşı karşıyayız. Siyasi ihtirasların mezhep rengine bürünerek karşı karşıya geldiğine inanıyorum. Sorunların sebebinin sadece dini ve mezhebi olmadığını düşünüyorum. Siyasi güç tutkunları ihtirasların kendilerini mezhep kimliği arkasına saklayarak çatıştığına şahit oluyoruz. Bu vesile ile pek çok mümin kardeşimiz çok ciddi sıkıntılar çekiyor” şeklinde konuştu.

Suriye’deki olaylar sebebiyle Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin durumuna da değinen Görmez, “Milletimizin tüm fertlerini şiddetin pençesinden ülkemize sığınan Suriyeli kardeşlerimize bir şeyler göndererek değil doğrudan ziyaret ederek. Sevgili kardeşlerimizin ensar ve muhacir kardeşliği örneğindeki gibi bize sığınan şiddet ve kötülükten kaçan muhacir kardeşlerimize her türlü eli uzatmak zorunda olduğumuzu ifade etmek istiyorum” dedi.

Kutlu Doğum Haftası’nın sadece Türkiye'de kalmadığını Rusya’da, Balkanlar’da, Orta Asya’da aidiyet mensubiyet duygusunun tadar olduğunu söyleyen Görmez, şöyle konuştu:

“Yeryüzünü saran çatışma kültürünü dilini nasıl ortadan kaldırabiliriz. Nefret suçu diye bir suç çeşidi üretildi. Literatüre o kadar girdi ki okullarda üniversitelerde nefret suçlarını azaltmak için çalışmalar yapmaya başladılar. Dinler medeniyetler arasında ciddi çatışma kültürü körükleniyor. İslamifobi artık İslam korkusu değil İslam düşmanlığı yaygınlaştırılıyor. İslam dünyasındaki huzursuzluklar da adeta buradaki boş silahlara mermi taşıyor. Bunun sebeplerini sadece oralarda aramak eksiklilik olur. Öz eleştiri yapmak bizden Müslümanlardan kaynaklanan kusurları da görmek gerekiyor. Çatışma kültürü önce merkezlerde ortaya çıktı. İskandinavya’da karikatür krizinin doğurduğu sorunları biliyoruz. Daha sonra 90 masum canı katleden katliamı bütün batı dünyası ibretle gördü. Gruplar oluştu. Defans grup diye gruplar oluştu. İslama karşı batıyı savunma gurubu oluştu. Bu örgütler ben gitmeden bir hafta önce Danimarka'da yürüyüş yaptılar. Yürüyüşü oraya almasının sebebi de karikatür krizine neden olan şahsın orada yaşıyor olması. Binlerce insan buna karşı yürüyüş yaptı. Biz o bölgede iki cami açtık. Biri Selimiye biri Yunus Emre Camii. Oralardan verdiğim mesaj, İslam dünyasında asırlardır varlını sürdüren dini azınlıklar vardır. Varlıklarını İslam dininin içinde inkişaf ettirmişlerdir. Hiçbir batı başkentinde farklı mabetleri bir arada göremezdiniz ama 5- 6 asır önce farklı mabetleri İstanbul’da Şam’da Kudüs’te Bağdat’ta her yerde yaşatabilmiş inancın mensuplarıyız. Arap baharı ile birlikte İslam dünyasının içinde varlığını devam ettiren bu yapılar zaman zaman bazı sorunlarla karşı karşıya oldukların bize bildiriyorlar. Doğrusu bu kabullenilir bir şey değildir. Avrupa’da açılan bir camimizin ne kadar özgür olmasını istiyorsak. İslam dünyası içinde de asırlardır varlığını devam eden başka mabedin de varlığını o şeklide sürdürmesine inanırız”.

Basın mensubunun mezhep çatışması ve ırk ayrımı konusundaki sorusuna Görmez, “Bütün Müslümanların farkı aidiyetleri. Bizim bir dile mensubiyetimiz aidiyettir. Irka kültüre coğrafyaya mensubiyetimiz farklı mensubiyetlerdir. Ama büyük aidiyetimize baktığımızda onlar büyük aidiyetimize göre küçük aidiyetlerdir. Hiçbirimiz hangi dili konuşacağımızı annemizin karnında belirleyerek dünyaya gelmedik. Hangi ırktan olacağımız belirleyerek dünyaya gelmedik. İslam dünyası tarihi boyunca Emevi hanedanı, belki Hazreti Peygamberin üzerindeki topraklar kurumadan başlayan küçük aidiyetlerimizi kimliğe dönüştürerek o kimliği en büyük aidiyetimiz olan kardeş ve müslüman kılan aidiyet ve mensubiyetin önüne geçirmemizden kaynaklanıyor. Elbette bu aidiyetlerin küçük ifadesini kullandım ama bizim yaratıcıya İslam’a, İslam ailesine göre bunlar muhteremdir. Her biri kıymetlidir. Her insanda yaratıcının bir levhası olduğuna inanıyor. Her insanın yeryüzünde Allah'ın ayeti olduğuna en büyük eseri olunduğuna inanan inancın mensuplarıyız. İslam kardeşliği çok iyi anlaşılsa retorik söylem olmaktan çıkarılıp ahlak ve hukuka dönüştürülse bütün ayrılık ve gayrlılıkların ortadan kalkacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

(AU-AŞ-Y)



11.04.2012 15:24:28 TSI

Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Son Güncelleme: 11.04.2012 15:26
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183