22 Mart 2012 Perşembe 11:19
276 Okunma
Babacan: 'yunanistan'ı Kurtaracak Tek Formül, Türkiye İle Daha Çok Ticaret Ve Yatırım


İhlas Holding binasında düzenlenen "Türkiye Toplantıları"na Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Mücahid Ören ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantıda piyasalar hakkında değerlendirmede bulunan Babacan, en iyimser senaryoda dahi riskler, sorunlar olduğuna işaret ederek, önümüzdeki dönemin özellikle gelişmiş ekonomiler için büyüme hızlarının eskiye göre düştüğü, kamu borcunun ekonomi üzerinde baskı oluşturduğu bir dönem olacağını söyledi. Babacan, Türkiye'de

2002 yılından bu yana ekonomide uygulanan rasyonel politikaların Avrupa'daki krize rağmen Türkiye'yi Avrupa'dan ayrıştırdığını vurgulayarak, Türkiye'de rekabetin artık daha iyi çalıştığını belirtti. Babacan, Türkiye'deki rekabet ortamında başarılı olan firmaların dünyanın her yerinde rekabet edebileceğini de söyledi. Ali Babacan, Türkiye'de özellikle enerji konusunda dışa bağımlılık ve son 2 yıldır iç tüketimdeki hızlı artışın cari açığı artırdığına dikkat çekerek, Türkiye'nin enerji ihtiyacının dörtte üçünü

ithal ettiğine, petrol fiyatlarının artmasının cari açığı artırdığına değindi. Tasarruf oranlarının da düştüğünü ifade eden Babacan, ''Bir tüketim toplumu haline geliyor oluşumuz, cari açığı artıran en önemli unsurlardan bir tanesi. Maalesef şu andaki hane halklarımızın yüzde 45'inin aylık gelirinden daha fazla aylık tüketiyor oluşu, herkesin kaygı kaynağı olmalı ve mutlaka bunları düzeltici tedbirler, adımlar atılmalı. Bunları zaten son 1 yıldır kademe kademe atıyoruz, bu tedbirleri alıyoruz'' dedi.

Ali Babacan, önümüzdeki dönemde hem cari açıkla ilgili endişelerin ortadan kalkması, hem Türkiye'nin sürdürülebilir bir büyüme trendine girmesi için önemli reformlar olacağını belirterek, iş gücü piyasasına ilişkin bir paket hazırlandığını, amaçlarının Meclis yaz tatiline girmeden iş gücü piyasasına ilişkin atılacak bütün adımları atmak olduğunu söyledi.

Toplantıda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Babacan, Suriye'ye ilişkin bir soru üzerine, Arap Ligi'nin de Suriye ile ilgili pek çok kritik konuda mutabakata varamadığını belirterek, ''Zaten Arap Ligi daha güçlü, daha tek ses bir görüntü ortaya koyabilseydi, o siyasi iradeyi daha güçlü bir şekilde gösterebilseydi, bugün belki Suriye'deki tablo daha farklı olabilirdi. Kuşkusuz, Suriye ile alakalı atılabilecek adımlar, seçenekler içerisinde bir askeri müdahale de teorik olarak düşünülebilir. Ama

bizim hala bugün dahi değerlendirmemiz, siyasi, güçlü bir mutabakat zemini oluşturmak, uluslararası bir tek cephe oluşturmak ve siyasi baskıyla ve Suriye'nin kendi iç dinamikleriyle çözüm üretmek. Hala bunu yakalayabilmiş değiliz'' şeklinde konuştu.

Suriye'de olup bitenlerden sonra Dünya Bankası ve IMF'deki yönetim yapısı değişikliğiyle beraber BM Güvenlik Konseyi yapısının çok ciddi şekilde sorgulanması gerektiğini anlatan Babacan, "Daha adil bir temsil, daha adil bir seçim ve kimsenin özel ayrıcalıklarının olmadığı bir yapı" dedi.

Başkanlık sistemine ilişkin görüşleri sorulan Babacan, bunun yeni Anayasa hazırlıkları çerçevesinde tartışılacak, değerlendirilecek bir konu olduğunu, bu konuda da Anayasa Hazırlama Komisyonu'nun çalıştığını, önemli olanın isimle tanımlamaktan ziyade dizaynı ve yetki paylaşımı olduğunu söyledi. Dış politika konusuna da değinen Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dış politikada önümüzdeki dönem çok yoğun bir dönem olacak. Bir yandan Balkanlar'da ciddi riskler var. Şu anda bizi belki Ortadoğu ve Kuzey Afrika çok meşgul ediyor, sürekli gündemde ama Balkanlar'da yakından izlememiz gereken bir tablo söz konusu. Özellikle Bosna Hersek'le ilgili, önümüzdeki birkaç yıl son derece kritik olacak. Bosna Hersek reform programları üzerinde çalışıyoruz. Balkanlar, hep göz önünde bulundurmamız gereken ve son derece dikkatli takip etmemiz gereken ve maalesef sürekli müdahil

olmamız gereken bir yer. Bu da, zaten bizden bekleniyor. Buradaki iç siyasi gelişmelerin mümkün olduğunca sıhhatli işlemesiyle ilgili detaylı katkımız söz konusu. Balkanlar, çok dikkat etmemiz gereken bir bölge. Çünkü her an bir geri dönüş yaşanabilir. Yakından müdahil oluyoruz."

Babacan, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hedeflediklerini belirterek, "Niye bu insani gelişmişlik endeksinde bu kadar aşağılardayız diye baktığımızda, 25 yaş üstü nüfusun ortalama eğitim süresi. Yüksek katma değer üretmek, yüksek milli gelir ancak daha iyi eğitilmiş bir nüfusla mümkün. Bunun içindir ki, bu şu anda üzerinde çalışmakta olduğumuz 12 yıl mecburi eğitim çok önemli. Bugün Türkiye'de doğan bir çocuğun ortalama ömrü 82-83 yıl. Birleşmiş Milletler ve bizim Sağlık Bakanlığımızın

yaptığı ve uluslararası yayınlarda çıkan doğumda beklenen ömür. Bu kadar uzun bir dönemde şartlar değişecek. Türk ekonomisinin yapısı çok hızlı değişecek. Bu gün üniversiteden bir meslek sahibi olarak mezun olan vatandaşımız, bundan 15 sene sonra o sahip olduğu meslek tamamen Türkiye'de geçerliliğini yitirebilecek. İşte bunlara hazırlanmamız gerekiyor" dedi.

Yargı ile ilgili problemlerin büyük olduğuna da değinen Ali Babacan, şöyle devam etti:

"Uzun süre biz yargı reformuyla ilgili ciddi bir adım atamadık. Atmak istediğimiz adımlar bizzat yargı tarafından engellendi. Yıllarca hakim, savcı sayımızı arttıramadık. Adalet Bakanlığımızın eleman almakla ilgili açtığı sınavlar, bütün çabalar yürütmeyi durdurmalarla, bunlarla engellendi. Yargıç ve savcı sayımız çok az. Onun için davalar 2-3 yıl sürüyor. Dolayısıyla hukuk devleti olmak yargı reformuyla mümkün. Gerçek anlamda bir hukuki adımlar, seçenekler içerisinde bir askeri müdahale de teorik

devleti olmayınca bir dünya ekonomisi olmakta maalesef mümkün değil" diye konuştu.

Yunanistan'ı kurtaracak tek formülün Türkiye ile daha çok ticaret ve yatırım yapmak olduğunu anlatan Babacan, "Türk işadamları gitmeli mi? Avrupa Birliği'ne üye fakat Avrupa Birliği'nin en fakir, aynı zamanda reform konusunda en geri ülkesi Yunanistan ne yapacakta kalkınmasını sağlayacak? Hangi ülkeyle ne ticaret yapacak? Yunanistan'ın aslında Türkiye den başka çaresi yok. Nasıl tarihte hep Türkiye ile yakın olduğu dönemlerde refah belli seviyelere ulaştıysa bu da er ya da geç o noktaya gelecek."

(VK-ET-CC-E)





22.03.2012 11:06:32 TSI

Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Son Güncelleme: 22.03.2012 11:19
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183