25 Eylül 2014 Perşembe 10:24
4149 Okunma
 Tarsus’ta Eğitimciler Sokağa Çıktı
Türk Eğitim Sen Tarsus Şube Başkanı Necmettin Ellibin yaptığı açıklamada, milli eğitimdeki haksızlıklara, hukuk tanımazlığa, adam kayırmalara karşı isyanın doruğa çıktığını söyledi.
Ellibin, “Bugün, eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarının tırpanlanmasının, öğretmenlerin itibar kaybetmesine neden olan uygulamaların, akademik zam sözü verilmesine rağmen bu sözünün arkasında durmayanların, çalışanlara enflasyon farkını dahi çok görenlerin, gelir dağılımındaki adaletsizliğin protesto edildiği gündür.Bugün, ortaöğretime geçiş sistemini sırf değiştirmiş olmak için değiştirip, okullar açılmasına rağmen beceriksizliğinizden hala öğrencileri yerleştiremeyip, gençleri ve velilerini sefil ettiğiniz gündür. Bugün, okulların kurulu düzenlerini bozup, “4+4+4 garabetini” getirip, geleceğimizin teminatı olan gençleri, hortum varî fırtınalar ve girdaplar içerisinde belirsizliğe döndürdüğünüz gündür. 24 Eylül tarihinde yani bugün tüm Türkiye genelinde sendikacılığın evrensel asgari standartlarını karakterinde taşıyan bütün sendikaların da desteğiyle iş bırakıyoruz. Okullarımızda bugün ziller çalmıyor, eğitim çalışanları işbaşı yapmıyor.
 Bugün yandaş yönetici atamalarına hayır demek için, Yargı kararlarını bile tanımayan aymazlara dur demek için, Nöbet ücretleri ile ilgili 6 saat ek ders talebinin yerine getirilmesi için,
Eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal hakları için, İlk defa alamadığımız enflasyon farkı için, 4/C’lilerin kadroya alınması için, Taşeronlaşmaya karşı durmak için, İmkânsızlıklarla cebelleşen ve üvey evlat muamelesi gören devlet okullarına ve bu milletin çocuklarına verilmeyip, özel okul patronlarına peşkeş çekilen milyarlarca Lira için, Anadilde eğitim zırvalarıyla, ülkenin bölünmez bütünlüğüne kast edenlere dur demek için, Öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının kaybettiği itibarları için, Daha demokratik üniversite için alanlardayız! Bilindiği gibi okullarda yöneticiler birer birer tasfiye ediliyor. Bilgisi, birikimi, ödülleri ve başarıları ile adından söz ettiren, okulu TEOG’da, üniversite sınavlarında başarılı olan, öğrenciler, öğretmenler ve veliler tarafından takdirle karşılanan, canını dişine katarak okulunu zirveye taşıyan okul müdürlerinin sırf siyasi iktidarın kapı kulu olmadıkları için, sırf MEB’in tetikçileri istemediği için görevlerine son verildi. Onların yerine masa başı ilişkileri, akrabalık, dostluk, yandaş sendika, siyaset ilişkileri güçlü olanlar görevlendiriliyor. MEB Yasası ve akabinde çıkarılan Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği ile okulları hallaç pamuğu gibi dağıttılar. Görev süresi uzatılacak müdürleri kendilerine biat edenlerden, ideolojisi ve siyasi duruşu iktidara yakın olanlardan seçtiler.
Bir de isimleri anılınca aklınıza sarı, yandaş, yalaka kavramlarını getiren omurgasızlar güruhu var. Siz onları biliyorsunuz. O sendikayla AKP ilçe teşkilatları, milletvekilleri istediği okul müdürlerinin listelerini hazırladı ve bu sipariş listeler ilçe milli eğitim müdürlerinin, komisyon üyesi şube müdürlerinin önüne sunuldu. İşte böylesine ahlaksız, böylesine arsız, böylesine rezil bir dönem yaşıyoruz. Görev süresi uzatılacak müdürlerin, değerlendirme puanlarında yapılan gayri ciddiliği de daha önce defalarca belgeleriyle ortaya koyduk. Geçici görevlendirmeyle ilçe milli eğitim şube müdürlüğü yapanlar, kendilerinden olmayanları 75’in altında bırakmış ve görevlerine son verdirmişlerdir. Kendilerine de kıyım ve zulüm karşılığında 99,5 puan verilerek ödüllendirilmişlerdir Türkiye genelinde şu anda 8 bin okul müdürü adeta idam edilmiştir. İlçemizde ise 40 okul müdürü adeta idam edilmiş, müdür yardımcıları da idam edilmeye başlanmıştır. Okul idarecilerini idam edenler hakkında suç duyurusunda bulunduk. Valiliklere idari soruşturmalar açılması için dilekçeler verdik. Geçerli puan verilen, okul müdürleri kendi ekibini de oluşturabilecek. Yani talimatlarla okul müdürleri müdür başyardımcılarını, müdür yardımcılarını kendi cinsinden seçecek.  Çalışanlar, 2014 yılında enflasyon farkı alamadıkları gibi, aile ve çocuk yardımlarına artış yapılmamış, ek ders ücretleri yerinde saymıştır. Kısacası 2014 ve 2015 yılları öğretmenler, akademisyenler, hizmetliler, memurlar, teknisyenler, üniversite çalışanları v.b. eğitim çalışanları için kayıp yıllardır. Öğretmenlere, eşit işe eşit ücret kapsamında 75+75 TL zam yapılmıştır. Ancak bu miktar, 666 sayılı KHK ile yapılan iyileştirme uygulaması sonucundaki kayıpları karşılamak için hiç yeterli olmamıştır. Çünkü hatırlanacağı üzere 666 sayılı KHK ile yapılan ve öğretmenlerle akademisyenlerin kapsam dışı bırakıldığı düzenleme ile 430 TL ile 1400 TL arasında değişen miktarlarda iyileştirmeler yapılmıştı. 2 milyon 600 bin kamu çalışanı bu şekilde mağdur edilmişken, hükümet HSYK seçimleri öncesinde adeta rüşvet olarak hâkim ve savcılara manidar bir rakamla 1155 TL zam yapılmıştır. Eğitim çalışanlarına ve diğer memurlara küçük artışları bile çok gören, enflasyon zammı yapmaktan kaçan, eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin tüm eğitim çalışanlarına verilmesi talebimizi elinin tersiyle iten, akademisyenlere zam sözü verilmesine rağmen; aylardır bu sözün gereğini yerine getirmeyenlerin sıra hâkim ve savcılara gelince sırf oy devşirmek için kesenin ağzını açması hangi ahlaki yönetim anlayışına sığar? Bir yılda limonun fiyatı yüzde 112, sivri biberin fiyatı yüzde 94, pirincin fiyatı yüzde 50 artmasına, bir yıl içinde mutfak masraflarında ortalama yüzde 28 artış olmasına, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin 4 bin 38 TL’ye yükselmesine rağmen hizmetli, memur, şef,  öğretmen, akademisyen ve diğer memurlarımız sefalete mahkûm edilmişlerdir.
Eğitim çalışanları toplumda giderek itibar kaybetmektedir. Özellikle öğrencilerin kendilerine rol model aldığı öğretmenlerimiz, artık Bakanlığın yanlış politikalarından dolayı değersizleştirilmekte ve etkisizleştirilmektedir. Öğretmeni cezalandıran, öğrenci üzerindeki etkisini azaltan, öğretmenleri yoksullaştıran, onların özlük haklarını tırpanlayan uygulamalar toplumdaki saygınlıklarının azalmasına neden olmuştur. AKP iktidarı döneminde tavan yapan taşeronlaşma insan sömürmenin diğer adıdır. İktidar yaptığı düzenlemelerle taşeronlaşmayı meşrulaştırmakta, devlet memurluğu kavramının yerine koymaya çalışmaktadır. Amaç çok açıktır: İş güvencesiz taşeron memur modeli çalışma hayatına yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Taşeronlaşma ne yazık ki eğitim hayatına da bulaştırılmıştır. Okullarımızda hizmetli personel sayısı çok yetersizdir. Bazı okullar ödenek yetersizliği dolayısıyla hizmetli personel bile çalıştıramazken, bazıları da temizlik hizmetini taşeron firmalardan almaktadır. Oysa hizmetli personel eğitim hizmetinin asıl unsurlarıdır ve bu personelin kesinlikle kadrolu olarak istihdam edilmesi çok önemlidir. Hizmetli ve memurlarımızın yıllardır biriken sorunlarını çözmek, başta görev tanımı ve görevde yükselme taleplerini karşılamak dururken, taşeronlaşmanın bu alana kadar genişlemesi MEB adına büyük bir utançtır.
Görüldüğü üzere eğitimin tonlarca sorunu ve bu sorunları çözmekten uzak bir siyaset anlayışı bulunmaktadır. Eğitimine önem vermeyen, eğitimcisini siyasi ihtirasları uğruna bir kalemde harcayan, katılımcılık yerine, “benim dediğim olacak” anlayışını dikte ettiren, nitelikli eğitimi sağlamak yerine kendisi gibi düşünmeyenlere ayak kaydırma operasyonu yapanlar, bugün MEB’i batağa saplamıştır.   Bizim amacımız üzüm yemektir. Hiçbir tavrımızı siyasi hesaplarla ortaya koymuyoruz. Tek derdimiz eğitim çalışanlarının daha huzurlu ve eğitim hizmetinin verimli olmasıdır. Kim yaparsa yapsın doğruların hep destekçisi olacak; kimden gelirse gelsin yanlışların karşısına kaya gibi dikileceğiz. Bilinmelidir ki Mücadele edenler her zaman kazanamaya bilirler. Ancak kazananlar hep Mücadele edenlerdir.”dedi.

Tarsus Şehir Gazetesi

Son Güncelleme: 29.09.2014 12:25
Anahtar Kelimeler:
TarsusEylemTürk Egitim Sen
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
eskiden 2014-09-25 11:51:46

eskiden öğretmenler ek ücret almadan hafta sonu kursları verirlerdi bize. şimdi herşey paraya bağlı. bide hükümeti beğenmezler sırf az para alıyoruz diye bunlar. atanamayıp dersane de çalışan öğretmenler ne yapsın asgari ücretle çalışıyorlar. bi fabrika işçisinden fakları yok

banner241

banner183