Evet!... kıymetli okurlarım.
 
Dünya telaşı, geçim, siyaset, spor derken günümüzde her şey yapmacık bir hale büründü. Gözünüzü kapatsanız, gözünüzde ki sürme çalınacak hale geldi. 
Orta ve eski  yaşın insanları her biri bir ders niteliğindeki sohbetleri, komşuluk ilişkilerini, yardımlaşma, dayanışma adına eski günleri arıyor. Pek çok hasletlerimiz birer, birer yok olmaya yüz tuttu. Ne etrafımızda ki hastadan haberimiz var, ne de sağdan... gurbet ayrı  bir çile. Hele yurt dışında olanlar için... Ana, baba, kardeş, sıla derken; insanlar ömür denen değirmen çarkında öğünüp gidiyor. Yeri  gelmişken  bir nefes alalım ve burada bir güzel türkümüzü terennüm edelim.
 
" Yarim İstanbul' u meskenmi tuttun, Gördün güzelleri, beni unuttun, Sılaya gelmeye yemin mi ettin,  Gayri dayanacak özüm kalmadı." (*)
 
Apartman hayatı, şehirleşmenin verdiği karmaşık ortamda etrafımız tanıyamaz hale geldik, çocukluk özlemlerimizde kalan bağ, bahçe hayatı meyve ağaçlarının çiçek açtığı günden, Ağustos böceğinin Yaz gecelerine verdiği seremoni ile güz döneminin hasat günleri. Elma bahçelerinden kopardığımız rengarenk elmalar, her biri apayrı letafette salkım salkım üzümler. pekmez kaynatılırken buram, buram pekmez kokusu sarardı etrafımızı. Hormonlu sebzeymiş, ekmekmiş bilmezdik. Bulgur taşında dövülür, harmanyeri çakmaktaşlı döğenlerle bir başka güzeldi. Teknoloji ile birlikte akla hayale gelmeyen hastalıklar hortladı " kuş gribi " veda etti en son yine yurt dışı  menşeili " domuz gribi " gibi ölümcül hastalıklar sahneye çıktı ve en önemlisi de ne yazık ki kanserden ölümler günden güne artmakta...
 
Yeni nesil çok şanssız hele de tam büyükşehir ortasında büyüyenler.  Bağda Vişne ağacından vişne koparmayı veya badem ağacından meyvesini toplarken, Ayva ağacına da göz kırpmayı. Bu güzelliklerden n yazık ki çoğu mahrum. Her şey para değildi, veya para her şey değildi. Ne işsizlik tasası vardı, ne de enflasyon sıkıntısı. kazanç da harcama da  bereketli idi.

Evlenecek mi? ne gam. eğer bir kilim, birde  tenceresi, kazanı varsa alır gidermiş  kızı. günümüzde imkânsızlıktan gençler baba evinde kocayıp gidiyor. 
Şimdi şöyle bir manzaraya bakalım, kimse apartman komşusunu tanıyamaz oldu. Çok katlı  binalar, çok katlı  dert haline geldi. Ekmek alıyoruz ne tadı ne de feri var, kepek oranı oldukça düşük, lezzet derseniz o eski yıllardakini bulmak mümkün değil, sokak çeşmelerinin çoğu tıpalandı, zamanla nüfus arttıkça kalanlarda resimlerde yaşayacak...      

Anadolu' nun bir  şehrinden biz böyle dertlenirsek, tatlı  su çeşmelerinden araçlar yıkanırken ya! İstanbul' da yaşayanlar ne yapsın...
 
Sonuç olarak "Ne bet kaldı, ne de bereket" denir ya şimdi  aynen o dönemi  yaşıyoruz...
 
Şair Hayâlî' nin şiirinde olduğu gibi "Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer" bu vesile ile geçmişe bir adım uzandık, sıkıntıdan stresten bir nebze olsun arınalım istedim.
 
Sağlık, mutluluk ve esenlik dileklerimle.
 
(*) Kayseri Yöresi - A.Gazi Ayhan
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183