27 Nisan 2012 Cuma 14:10
721 Okunma
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'dan 27 Nisan Bildirisine İlişkin Açıklama


Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ''Yerel ve Bölgesel Medya Buluşması'' programı için Çorum'da bulunan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, etkinliğin son gününde sertifika dağıtım töreninden önce gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.

Bir gazetecinin, "27 Nisan'la ilgili yargı sürecinin başlanmasını bekliyor musunuz'' şeklindeki sorusu üzerine Bülent Arınç, ''27 Nisan'da önemli bir olay yaşandı.Bu sadece akşam saatlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri ve Genel Kurmay Başkanlığı sitelerine konulan bir yazı ile ilğili değil. O gün bildiğiniz gibi ben TBMM Başkanıydım ve Cumhurbaşkanını seçmek üzere meclis ilk oturumunu yapmıştı. Kürsiye çıktığımda içerde içerde 400'e yakın milletvekilinin bulunduğunu gördüm. Meclis oturumunu açtım oylamaya

geçileceği zaman CHP'nin bir itirazı oldu. CHP, Sabih Kanadoğlu isimli kişinin içerde mutlaka 367 kişi olmalıdır sözüne itibar etmiştir. Biz onu dinlemedik çünkü meclisin iç tüzüğü ve o güne kadarki uygulamalar birleşimin açılması için 367 kişinin gerekli olmadığını söylüyordu. Anayasanın 96. Maddesi 3'te bir yani 184 kişinin genel kurulda bulunmasının yeterli olduğunu belirtiyordu. Oysa bunun 3 misli kadar kalabalık milletvekilimiz vardı. Biz birleşimi açtık sanıyorum 361 kişi oylamaya katılmıştı. 357

kişi Sayın Abdullah Gül adına Cumhurbaşkanlığı için oy kullanmıştı. Birleşimi kapattık, CHP koşa koşa Anayasa Mahkemesi'ne gitti. Saat 18.25 gibi Anayasa Mahkemesi'ne dilekçesini verdi. Meclis'te 367 kişi ile toplanmadı dolayısı ile Cumhurbaşkanı seçimi uygun değildir şeklinde çok önceden hazırlanmış dilekçeyi vererek itiraz etti. Anayasa Mahkemesi uyamadı, Cumartesi ve Pazar günü çalışarak Pazartesi günü kararını verdi. Oturumda 367 kişi olmadığı için meclis birleşimi açılamaz ve Cumhurbaşkanı seçimi

yapılamaz şeklinde. Biz ertesi günü sanıyorum 2 Mayıs'ta 2. birleşimi açtık. Anayasa Mahkemesi kararı elimize ulaştığı için toplantıyı yapamadık ve Cumhurbaşkanını seçemedik'' dedi.

Aynı günün akşamında Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıldönümü dolayısıyla Dolmabahçe Sarayı'nda bir yemek verildiğini, kendisininde bu yemeğe davet edildiğini hatırlatan Bülent Arınç, "Meclis Başkanı olarak ve iç tüzüğü okuyan, uygulamalara bakan, daha önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin nasıl yapıldığını iyi bilen bir insan olarak bizim Cumhurbaşkanı seçmemize engel olmuşlardır. Bundan dolayı fevkalede üzülmüştüm. Meclis kapandıktan sonra akşam saatlerinde uçakla İstanbul'a giderek o yemeğe bende

katıldı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Tülay Tuğcu, bana seçimleri sordu. Ben de olanları kendisine anlattım. Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu böyle bir kararın Anayasa Mahkemesi'ne gelmemesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi böyle bir yetkisinin olmadığını her kararda savundu hemde o akşam bana anlattı. Dürüst ve tutarlı davranışından dolayı sayın Tülay Tuğcu kutladım. Maalesef bilinen oldu. Çünkü o dönem Anayasa Mahkemesi'ne gidildiğinde hemen hemen karar önceden belli oluyordu. Kararlar yada

9-2 yada 7-4 şeklinde alınıyordu. Çok satan gazetelerin birinci sayfalarında üyelerin fotoğraf yayınlanır, altınada kimin tarafından ne zaman atandığı yazılır ve sonuç çok önceden belli olurdu. Burda da aynen öyle oldu. Cumartesi-Pazar günü çalışan bir Anayasa Mahkemesi görülmemişti o tarihe kadar. Üstelik o tarihte kararı verilmiş gerekçeli kararları yazılmamış 8 yıllık kararlarda bulunuyordu. Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi, şimdi bu kararı verenlerin nasıl bir davranış içersinde olduğunu, bir

mahcubiyet taşıyıp taşımadıklarını ben biliyorum, sizde merak ediyorsanız araştırabilirsiniz. Bugüne kadar Anayasa'nın 100. maddesinden başlayarak Cumhurbaşkanı seçimi nasıl yapılır, Cumhurbaşkanın da aranan şartlar nedir, meclis nasıl hangi oturumda Cumhurbaşkanı seçer o günlerde ezbere biliyorduk.Ancak AK Partinin bir üyesinin Cumhurbaşkanı seçilmesine engel olmak için eşinin başı örtülü olan birinin zinhar Cumhurbaşkanı olmaması gerektiği düşünüldüğü için önümüze bir çok engel konulmuştur. Bunların

siyasi olanların hepsini aştık ama 367 gibi bir hokkabazlık hiç akılımza gelmemişti. Onunla baş edemedik, onunla başa çıkamadık ve biz o tarihle 367 ile Cumhurbaşkanı seçemedik" şeklinde konuştu.

''27 Nisan e-muhtırasıyla'' ilgili cesur davrandıklarını dile getiren Arınç, ''İki şey yaptık. İlki TBMM'de AK parti olarak süratle bir anayasa değişikliği hazırladık ve bu değişiklik Ekim 2007'de yapılan referandumla kabul edildi. Seçimleri Kasım ayında yapacaktık baktık meclis tıkandı Temmuz ayına erteledik. O dönemde bize Cumhurbaşkanı seçtirmeyen Anavatan ve Doğruyol partileri tarihten silindi. Anavatan ve Doğruyol partisi meclise gelselerdi ilk oturumda bilemedin 2. oturumda Cumhurbaşkanı seçerdik.

İkinci cesur hareketimiz 27 Nisan tarihindeki bildiri veya muhtıraya verilen hükümetin cevabıdır. Cesur ve kararlı cevaptır. Bu cevap hükümetimizi güçlü kıldı. Bu muhtırayı veren kişilerin ne kadar kayıp içinde olduğunu ve güçlenerek AK Parti'nin seçimlerden çıktığını görüyoruz'' dedi.

'28 Şubat ile ilgili 9 kişilik tutuklama olduğunu Yargı sürecinin başlaması müşteki sıfatıyla birilerinin şikayetçi olmasına bağlı olduğunu hatırlatan Bülent Arınç, ''27 Nisan ile ilgili bir şikayet varsa ki mutlaka vardır, ben hatırlayamıyorum, savcılar bu konuda da Anayasanın ve Türk Ceza Kanunu'nun, ilgili kanunların suç saydığı bir fiil tespit ederlerse başlar. Şu anda böyle bir şey yok ama olmayacağı anlamına da gelmez. Elbette tamamen yargının insiyatifinde olan bir konu. Türkiye demokratikleşen

özgürleşen, darbe ve darbe girişimlerinin olmayacağı düşüncesine hakim kılan bir ülke. Bunları takdirle izliyoruz. Tf dolayı fevkalede üzülmüştüm. Meclis kapandıkürkiye darbelerden uzak demokratik bir ülke olarak yoluna devam etsin istiyoruz'' ifadelerini kullandı.

(MMY-BÖ-Y)



27.04.2012 14:07:57 TSI

Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Son Güncelleme: 27.04.2012 14:10
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183