16 Mart 2012 Cuma 13:47
394 Okunma
Başbakan Yardımcısı Uludağ'da Patronlara Seslendi


Bursa Valiliği, Capital ve Ekonomist dergileri tarafından 16-17 Mart tarihleri arasında düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi devam ediyor. İş dünyasına seslenen Babacan, Afganistan'da helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybeden askerlerin ailelerine başsağlığı diledi. Bursa'nın Türk sanayiinin göz bebeği olduğun ifade eden Babacan, bu ekonomi zirvesinin geleneksel olarak devam etmesini diledi. Babacan, "Bu yıl deneme yılıdır. Her yıl sadece Türkiye'den değil, daha geniş uluslararası bir katılımla bu

toplantılar gerçekleştirilebilir" diye konuştu.

Avrupa'nın birçok ülkesinde krizden nasıl çıkılacağı ile ilgili mutabakat olmadığına işaret eden Babacan, "ABD dünyanın en büyük ekonomisidir. Gelecek yıllardaki ekonomi politikalarını bırakın, henüz 2012 yılı bütçelerinin ne olacağı belli değil. Yönetim ile kongre arasında görüş ayrılığı var. ABD'de iş dünyası ve kanaat çevreleri ile ilişkilerimiz var. Avrupa da öyle. Asya'da da iş dünyası önünü göremiyor. ABD'deki şirketlerin elinde 3 trilyon dolarlık kullanamadıkları nakit var. Bankalar şirketlere

güvenmeyince 3 trilyona yakın bir miktardaki parayı kredi olarak veremiyorlar. Birbirlerine açtıkları kredi hatlarında bile şüpheyle hareket ediyorlar. Halk bakıyor, siyasi kaostan korkuyor ve alışverişini erteliyor. Günlük alışverişini bile erteliyor. Halk durunca, tüketici durunca, bankalar da durunca ekonomi duruyor. Dönüyoruz Avrupa'ya, orada da durum farklı değil. Bankalar birbirine likidite açma konusunda tereddütlü ve birbirlerine güvenmiyor. 27 ayrı meclis ve hükümet, yüzlerce siyasi parti,

koalisyonlar, azınlık hükümetleri arasında farklı görüşler var. Avrupa ülkelerinin merkez bankaları piyasaya para veriyor, bankalardan sonra para yine tüketim durduğu için merkez bankasına gelip park ediyor" ifadelerini kullandı.



"AVRUPA'DA BELİRSİZLİK SÜRÜYOR"

Siyasi karar alma mekanizmalarındaki aksaklıkların küresel ekonomi açısından en büyük risk kaynağı olduğuna dikkat çeken Babacan, "Japonya, bizdeki KDV'nin benzeri olan satış vergisini 2 yıl içinde iki kademede 5 puan artıracağını söyledi. Japonya'da halkın devlet kağıtları üzerinden büyük bir tasarrufu var. Ancak İtalya ve Yunanistan'daki kötü durumu görünce artık Japonlar bile tahvillerdeki durumu sorgulamaya başladı. Yeni oluşan dünya dengelerinde ekonomik gücün hızla batıdan doğuya doğru kaydığını

görüyoruz. Bunların etkilerini uluslararası kuruluşlarda görüyoruz. Uluslararası para fonunda hisse yapıları değişiyor. Avrupa'nın sandalye sayısı azalıyor. Hisseler değişiyor. Türkiye'nin hisseleri de artıyor. Bütün tabloya baktığımızda önemli belirsizlikler ve değişiklikler var" diye konuştu.

Türkiye'nin yaptığı reformlarla krizin etkilerin azalttığını söyleyen Babacan, "Kriz döneminde yaptıklarımız Türkiye ekonomisini önemli ölçüde korudu. Nispeten az etkilenen ülkelerden birisi olduk. Krizden önce bütçemize çeki düzen vermemiz, borç stoğumuzu düzenlememiz, krizden önce bankacılık sistemini problemlerden arındırmamız, bilançoları güçlü bir çeşitlilikte düzenlememiz krizden az etkilenmemizi sağladı. 2009'da pek çok hükümet krizi aşmak için harcamaları artırarak, 'Canlılık getireceğim' dedi.

Can suyu tabiri çok önemli. Dikkatli olmak lazım. Bunda bazı popülizm unsurları var. Biz farklı yol izledik. Avrupalı ülkeler, 'çok maaş vereceğim, harcamaları artırıp büyüme sağlayacağım' dedi. Bu devletlerin geliri yok. Bunları borçlanarak yaptı. Biz 'AB'yiz' dedi. 'Bizim borcumuz yüzde 80 de olsa, yüzde 100 de olsa bize bir şey olmaz' diyorlar. Bunları söyleyenler şimdi iktidarda değil, erken seçimle gittiler. Türkiye'nin yaptığının doğru olduğu ortaya çıktı" açıklamasını yaptı.

Türkiye'nin ekonomik çizgisinin önemli olduğunu anlatan Babacan, "Şu andaki dünya ekonomisinin durumunu şu şekilde söylemek isterim. 12-13. yüzyıla bakarsak o dönemde Amerika keşfedilmemişti. İnsanlar tam bilmedikleri coğrafyada iş yapıyorlardı. Yeni imkanlar, kaynaklar aradılar. Karşılarına ne çıkacağı belli değil, elde harita yok. Karşısına çıkan kara parçası ada mı, kıta mı belli değil. Kestiremiyorlar. Bugünkü global ekonomi de aynı şekilde bilinmeyen sular ve kıtalar, ne gün neyin çıkacağı beli

olmayan bir ortamdadır" dedi.

Türkiye'nin 2012 için yüzde 4 gibi bir büyüme oranının emniyetle ve kendi önüne çıkacak durumlara göre manevra yapma imkanı verecek bir tarz olduğunu söyleyen Babacan, "Uludağ'a dün gece gelirken sisin yosunlaştığı yerlerde hızımızı düşürdük, sis olmayan yerlerde artırdık. Aynen bu şekilde bazı marjları daraltıp bazılarını genişleterek yolumuza devam edeceğiz. Bütçe disiplininden asla taviz yok. Geçen sene bütçe açığımız yüzde 1,4'tü. ABD'de yüzde 10. Bütçe disiplini devam edecek" diye konuştu.

Ne olursa olsun yapısal reformların hızla devam edeceğine işaret eden Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kaybedecek zamanımız yok. Bu bizim ihtiyacımız, iyi de olsa, kötü de olsa reformlara acil ihtiyacımız var. Yatırım ortamını iyileştirilmek, 'İş yapacağım' diyenin önünü mümkün olduğunca açmak gerekiyor. Akdeniz sahilinde bir otel yatırımcımız, açılış kurdelesini kesene kadar yapılan işlemleri saymış, 3 bin 200 kusur işlem yaptırmış. Bu bir şaka değil, gerçektir. Bir yabancı firma, ülkemizde 500 milyon dolarlık bir yatırımın yüzde 90'ını bitiriyor, biz, 'ÇED rırinden büyük bir tasarrufu vaporunda yanlış

yapmışız' deyip işi durduruyoruz. Bu çarpık tablodan dolayı trilyon dolarlık yabancı sermaye akışında biz ancak 15 milyar dolarlık bir yatırım alabiliyoruz. Bunu düzelteceğiz. Devletin verdiği izinlerin nihai olması gerekiyor. Aksi halde yeni yatırımcılara eziyet ederek küresel yatırımcıları ülkemize çekemeyiz. Bizi daha çok tercih etsinler, doğrudan yatırım yapsınlar, bu bir hayaldi. Uğraştık, geçen sene geldiğimiz nokta 15 milyar dolar. Doğrudan sermaye gelişi krizde 8-9 milyara düştü. Dünyaya bakıyoruz,

1.6 trilyon dolar. Bize düşen 15 milyar dolar. Nasıl 10 ülkeden birisi olacağız? Bu konuların çok ciddi şekilde ele alınması gerekiyor. Çok kolay değil. Adımlar attık. Başka alanlarda başka zorluklar ortaya çıkıyor."

İkinci reform sahasının iş gücü piyasası ile ilgili olduğuna dikkat çeken Babacan, "Avrupa'nın düştüğü tuzaklara düşmemek için çalışıyoruz. Reformlar, çalışanımızın, alın teri dökenin emeğinin hakkını mutlaka koruyacağı bir politikada, ölçülü ve rasyonel çerçevede olacak. Aşırıya gidersek ülkede işsizlik yükselir, şirketler ihracat yapamadıktan sonra yarın kapısına kilit vurmak gerekir. Çalışanı koruduğumuz kadar, işvereni, işini de korumalıyız. 'Sadece çalışanı koruyalım' dediğinizde, o iş yeri

kapandığında olmuyor. Koruma bir bütün olacak. Bu konularda dikkatli olmak gerek. Nitelikli insan unsurunu iş gücü piyasasında artırmalıyız. Çalışanlarımızın işe girişleri ve meslek değiştirmeleri kolaylaştırılmalı. Bugün Türkiye'de doğan bir bebeğin ortalama ömrü 81 yaş olacaktır. Artık 17 yaşında çalışmaya başlayan bir kişi 40 yaşına geldiğinde iş yapma şekilleri değişebilir. Bu yüzden iş değiştirme konusunu kolaylaştırmak için eğitimde ve branşlaşmada düzenlemeler yapmayı düşünüyoruz" diye

konuştu.

İhracatçıların Avrupa'daki rakiplerinin veya müşterilerinin yaşadıkları sıkıntıyı gördüklerini anlatan Babacan, "İtalya'da benim mal sat sattığım firma satılık. İspanya'da öyle bir maliyet yapısı var ki, kendi sanayi gücü olduğu halde, firmalar iş kanunları sebebiyle yatırım yapmaya korkuyor. İtalya'da haftada 30 saatten fazla çalışılmıyor. Almanya bunları önceden görerek bazı düzenlemeler yapıp bu sıkıntılı durumdan kurtuldu. Biz de iş gücü ile alakalı düzenlemeleri yaparak üretim dinamikliğimizi

sürdüreceğiz" değerlendirmesini yaptı.

Babacan, cari açıkla alakalı tedbirler alınacağını bildirerek, "İlk 10 ekonomiden biri olmak için Türkiye'nin tasarruf oranlarını artırmamız gerekiyor. Yüzde 12 tasarruf oranı Türkiye tarihinin en düşük oranı. Cari açık, giren çıkan döviz diye bakarsanız, cari açık rakamını buluyorsunuz. Makro ekonomik dengelerden hesap ederseniz, cari açık eşittir yatırım ve tasarruflar arasındaki farktır. Fazla tüketmeye başladık. Önce kazanacağız, sonra tüketeceğiz. 2012 yılında tüketici kredi hacmi arttı. Son iki

yılda 95 milyar TL arttı. Halkımız 95 milyar TL'lik borçlanıp harcadı. Kazanmadan harcadı. İyi de büyüme rakamları gördük. Dolayısıyla mutlaka herkesin ayağını yorganına göre uzatması gerekir. Geleceğe olan güven, insanları harcamaya yönlendirebiliyor.ırinden büyük bir tasarrufu v Gelir seviyesi ile de alakalı. 'Bana bir şey olmaz' deyip kazandığımızdan çok harcamaya başlarsak Türkiye için bu iyi bir tablo olmaz. Şimdiye kadar yaptıklarımız kredi hacmini frenleme idi. Harcamayı zor hale getirmek, bundan

sonra tasarrufu teşvik etmek bizim öncelikli alanımız olacak. Bununla alakalı, tasarrufu teşvik edecek bankacılık sistemimizde düzenlemeler olacak. Bireysel emekliliği cazip hale getireceğiz. Sigortacılık üzerinde teknik rötuşlar yapıldıktan sonra paketi açıklayacağız" şeklinde konuştu.



"EKONOMİ İÇİN EĞİTİM VE YARGI REFORMU YAPILIYOR"

Babacan, "Bizim dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olmamız, toplam 2 trilyon dolarlık gayri safi yurt içi hasılaya ulaşmamız katma değer üretmekle mümkün. Daha yüksek katma değer üretirsek bu hedeflere ulaşabiliriz. İşte bu noktada ekonominin iki önemli dinamiğini oluşturan iş gücünün kalitesi son derece önemli. Fert fert daha çok katma değer yükselttikten sonra hedefe ulaşabiliriz. Fert fert ise daha iyi iş gücü ile ulaşmakla mümkün. Türkiye'de bunu artırabilmek için eğitim konusuna köklü

reformlar yapmak gerekiyor. Her türlü klişeyi terk edip Türkiye için en iyisini bulmak gerekiyor. 12 yılın zorunlu olmasını istiyoruz. Aynı zamanda eğitim sisteminde esneklikler şart. Bir öğrenciyi kalıba soktuğunuz zaman neticeye gidemeyiz. Bugün doğan bir bebeğin Türkiye'de beklenen ömrü 80-81 yıldır. Bu dönem içinde çok şeyler değişecek. 15 yaşında seçtiği meslek 40 yaşında belki tamamen kaldırılacak. Her aşamada branş değiştirmek, farklı bir alana konsantre olmak mümkün olabilmelidir. Dünya Bankası'ndan

en ileri ülkelere danışmanlık yapanları getirdik. Bunları sessiz yaptık, eğitimde en ileri olan Kuzey Avrupa ülkelerini, Singapur gibi ülkelerin uzmanlarını getirdik. Milli Eğitim Bakanımız, martın son haftasında geniş bir heyetle Singapur'a gidiyor. Ana unsurları belirlemiştik. Şimdi müfredat ile ilgili çalışma devam ediyor. Bunların hepsi önümüzdeki çok önemli konulardır. Okula başlama yaşını bir yaş düşüyoruz. Müfredat ona göre ayarlanacak. Bunlar düzenlenecek" diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye gerçek anlamda hukuk devleti olmadıkça, birinci sınıf ekonomi olamaz ve demokrasi olamaz. Hukuk devleti olmayan bir Türkiye'nin dünyanın ilk 10 ekonomisi olması bir hayal. Yargı süreçleri mutlaka kısalmalı. Öngörülebilir kararlar gerekiyor. Birbirine çok benzeyen davalar ayrı mahkemede farklı sonuçlanıyor. Alt ve üst mahkemeler 180 derece farklı kararlar veriyor. Yargının insan kapasitesini geliştirmemiz gerekiyor. En basit dava 2-3 sene sürüyor. Zaman aşımları insanların hayatını karartıyor.

Hapishanelerde 140 bin kişi var. Bunların büyük kısmı tutuklu, ne olacakları belli değil. Aile dramları yaşanıyor. İnsanların hayatları kararıyor. 'AB' diyorsak, siyasi reform konusunda daha çok eksiğimiz var. Bunlara uygun bir demokrasi ve insan hakları uygulaması, yargı yapısı gerekir. Bu konuda önemli adımlarımız olacak. Adalet Bakanlığının hazırlıkları var. İstanbul'u finans merkezi yapmak istiyoruz. Finans konusunda yargı süreçlerini kısaltmalıyız. Bu konuda sorunların daha hızlı bir şekilde çözülmesi

için yeni bir yapı kuruyoruz. Bunlar ekonominin önünü açacak önemli adr.ırinden büyük bir tasarrufu vımlar olacak. Bu dönem aynı zamanda başarıları kontrol etme dönemi. Güven zor sağlanıyor. Basamak basamak sağlanıyor. Tuğla tuğla inşa ediyoruz. Güven kaybetmek çok kolay. Önümüzdeki dönem önemli. Eğitimde, yargıda, ekonomide korkmadan ne doğruysa onu yapacağız."

(İRF-MŞ-GS-E)



16.03.2012 13:34:53 TSI

Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Son Güncelleme: 16.03.2012 13:47
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183