26 Nisan 2012 Perşembe 17:03
558 Okunma
Bbp Genel Başkanı Destici'den 27 Nisan Yorumu


BBP Genel Başkanı Destici, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 11. Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nin resmen başladığı 27 Nisan 2007 gününün geç saatlerinde Genelkurmay Başkanlığı adına yayımlanan bildiri ve muhtemel siyasi sonuçları hakkında görüşlerini ve düşüncelerini bildirdi. Destici, AK Parti Hükümeti'nin ülkeyi huzur ve istikrar içerisinde yönetebilecek ehliyet, liyakat, dirayet ve cesaretten yoksun olduğunu ileri sürerek, "4 buçuk yıllık iktidarı boyunca milli dava ve meselelerde

hiç bir ciddi hassasiyet ve titizlik göstermeyerek ve hatta Türk vatanında Türk kimliğini red ve inkar etme gayretlerine cür'et ve cesaret vererek milli varlığımızı zaafa düşürmekten çekinmeyen mevcut AKP iktidarı tarih ve millet önünde ağır bir mesuliyet yüklenmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimi münasebetiyle bir kez daha anlaşılmıştır ki, AKP iktidarı AB'nin, bazıları açıkça milli bağımsızlık, beka ve menfaatlerimizi tehdit eden talepleri doğrultusunda bu güne kadar ki 9 reform paketini peş peşe çıkartmakta

büyük bir el çabukluğu sergilerken; Cumhurbaşkanını halkın seçmesi, milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılması gibi gerçek demokrasinin önünü açacak veya yolsuzlukların üzerine gitmek gibi kamu vicdanını rahatlatacak yeni bir reform paketini hiç bir şekilde gündeme getirmemiş, ne zaman ki muhalefet partilerinden birinin 27 Nisan'daki Meclis oturumuna katılıp katılmaması söz konusu olunca, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından böyle bir reform paketi açacağı vaadini aynı gün kamuoyuna açıklamıştır. Bu

tavır samimiyet ve dürüstlükten uzak ve gayri ahlaki bir siyasi rüşvetçilikten başka bir şey değildir" ifadelerini kullandı.

"İktidar ve hükümet kanadının olumsuz ve yetersizliklerinin hiçbiri demokrasi ve hukuk sürecine müdahale etmeyi meşru ve haklı kılmaya yetmez" diyen Destici, şunları kaydetti:

"Genelkurmay Başkanlığı adına yayımlanan bildiri, Türk demokrasisi ve hukuk devletine karşı açık bir muhtıra ve müdahaledir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hükmi şahsiyeti ve Türk ordusunun maddi-manevi varlığına milletçe duyduğumuz tarihi ve kültürel saygıya rağmen bu müdahaleyi hoş görmeye imkan yoktur. Söz konusu Bildiri'nin üslup ve muhtevasına gelince, öncelikle Türk milletinin sıradan bir ferdi olarak da BBP olarak da derin bir üzüntü ve kaygı taşıdığımızın bilinmesini isteriz. Bildirinin üslup ve

muhtevası, Türk milletinin bizim gibi, hayatları boyunca 'Ne Mutlu Türk'üm Diyene' şiarını baş tacı etmiş bütün fertlerinin milli ve manevi vicdanlarında derin bir yara açmıştır. Zira, Türk askerinin başına çuval geçirilirken bile, Güney sınırlarımızın bitişiğinde milli varlığımıza hasım bir siyasi ve askeri güç, gözlerimizin önünde adım adım büyütülüp karşımıza çıkarılırken bile, Türkiye Cumhuriyeti global güçlerin Büyük Ortadoğu Projesi'ne, milletin iradesi hilafına mevcut AKP iktidarı tarafından açıkça

angaje edilirken bile, AB'ye üyelik süreci adına Mustafa Kemal Atatürk'ün en az laik cumhuriyet ilkesi kadar mühim ve belki ondan da öncelikli mirası olan tam bağımsızlık, milli ve üniter devlet yapısı ilkeleri sistemli bir şekilde yok edilirken bile, Kıbrıs gibi milli namusumuz haline gelmiş bir davada AKP iktidarının başından beri her türlü taviz verilirken bile, milli iktisadi varlıklarımız uluslar arası sermayeye haraç mezat satılırken bile kullanılmayan ölçüde sert ve tehditkar bir üslupla, Kur'an-ı

Kerim okuma yarışmalarını, kız çocuklarının ilahi okumasını, okul müdürlerinin Şanlı Peygamberimizin Kutlu Doğum gününe katılmalarını rejim tehlikesi gibi görmenin gerçekte en büyük milli tehlikelerden biri olduğuna inanıyoruz."

Cumhuriyetin laik karakterini, büyük çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda, Kur'an okuma, ilahi Destici, şu açıklamada bulundu:

"Söyleme veya Hz. Peygamber'in doğumunu kutlama gibi manevi geleneklerin karşısına koyma şeklinde anlaşılmaya çok müsait bir üslup ve zihniyetin hem laik düzene hem de milli birlik ve bütünlüğe fayda değil, telafisi imkansız biçimde zarar vereceğine inandıklarını vurgulayarak, "Bildiri'de ima edilen kanun ve kurallardan hangisinin, yürürlükte bulunulan ve üstelik bir başka askeri müdahalenin ürünü olan mevcut Anayasa'nın hangi maddesinin eki olduğunun ve bu Anayasa'da yer verilmeyen hangi yetkiyi nasıl

bir mekanizma dahilinde kullanma hakkını kime verdiğinin, sadece Bildiri'yi kaleme alanlar değil, yüksek yargı ve hukuk otoriteleri tarafından da izah edilmesi gerekir. Kastedilen şayet, İç Hizmet Kanunu ise, bilinmelidir ki, çağdaş bir hukuk devletinde böyle bir kanun da, başka hiç bir kanun da yürürlükteki Anayasa'nın üzerine çıkamaz. Dolayısıyla Anayasa ortada dururken demokrasi ve hukuk nizamına karşı yapılmak istenilen herhangi bir müdahaleyi hiç kimse, hiç bir yazılı veya yazısız kurala dayandırarak

meşrulaştıramaz. Demokrasi ve hukuk düzeninin tehlikeye düştüğü böylesi kriz dönemlerinin asgari zayiatla atlatılabilmesi için sadece iktidarlara değil, muhalefet partilerine, sivil toplum kuruluşlarına ve bilhassa hukuk ve yargı organlarına da görev ve sorumluluk düştüğü açıktır. Herkesi, Türkiye'nin milli, demokratik, laik ve sosyal hukuk düzenine karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz. Bugünden itibaren Türk siyasi hayatının içine gireceği süreçte, demokrasi ve hukuk dışı hiçbir

tasarruf ve dayatmaya destek vermeyeceğimizi ısrarla vurguluyor ve bilhassa 12 Mart döneminde görüldüğü tarzda Türkiye Büyük Millet Meclisi dışında kurulacak ve milli iradenin tecelligahı olan Meclis'i devre dışı bırakacak her türlü iktidar ve hükümet formülünü gayri meşru ve hukuk dışı sayacağımızı şimdiden ilan ediyor, Büyük Türk Milleti'ni birlik ve beraberlik içinde davranmaya, vakar ve sükunetini muhafaza etmeye davet ediyoruz. Ancak, bir kere daha ifade ediyoruz ki, ne birlik-beraberlik endişemiz, ne

de vekar ve sükunet çağrımız, demokratik hassasiyetler ve meşru hukuka sadakatteki kararlılığımızı devam ettirmemize engel olmayacaktır."

Destici, Büyük Birlik Partisi olarak bugünde aynı duygu, düşünce, tavır ve kararlılıkla 27 nisan E-Muhtırası'nın sahibi anlayışın karşısında durduklarını belirterek, "Milli iradeye ram olmayan gücün sahiplerinin de hukuk önüne çıkarılmasını bekliyor, sürecin takipçisi olduğumuzu herkesin bilmesini istiyoruz" dedi.

(SU-ÖZ-Y)



26.04.2012 17:01:20 TSI

Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Son Güncelleme: 26.04.2012 17:03
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183