25 Nisan 2012 Çarşamba 14:33
632 Okunma
Anayasa Mahkemesinin 50. Kuruluş Yıldönümü Sempozyumu


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Anayasa Mahkemesi'nin 50. Kuruluş Yıldönümü Sempozyumu ve yeni üyelerin and içme törenine katıldı. Törene ayrıca, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ürdün Başbakanı Avn Şevket el-Hasavni, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Nicolas Bratza, Yargıtay Başkanı Nazım Kaynak, Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu, Başbakan yardımcıları Bülent Arınç, Beşir Atalay, Ali Babacan, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı Abdullah Arslan, Dışişleri Bakanı Ahmet

Davutoğlu, birçok ülkenin Anayasa Mahkemesi başkanları ve birçok davetli katıldı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sempozyumda bir konuşma yaptı. Konuşmasında sempozyumun Ortadoğu ve Afrika'da büyük bir demokratik dönüşümün yaşandığı ve pek çok halk hareketlerinin görüldüğü bir dönemde Türkiye'de düzenleniyor olmasını önemli bulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Gül, "Halkının büyük bir çoğu Müslüman olan Türkiye'nin, bir yandan kendi değerleriyle gurur duyarken diğer yandan demokrasi, insan hakları ve çoğulculuk gibi evrensel değerleri benimsemiş ve hayata geçirmiş olması; ülkemizi tüm dünyada

emsalsiz bir konuma oturtmuştur. Dolayısıyla Türkiye, bu konuları tartışmak için son derece uygun bir yer teşkil etmektedir" dedi.

Abbasiler, Emeviler ve Osmanlılar gibi İslam imparatorluklarında adalet, hukukun üstünlüğü ve istişare gibi kavramların güçlü bir şekilde kök saldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şöyle konuştu: "İslam toplumları başka kelimelerle ifade edilse de; bugün evrensel değerler olarak gördüğümüz hak, hukuk, adalet, şeffaflık ve hesap verilebilirlik gibi ilkeleri, yüzyıllar boyunca kendilerine şiar edinmişlerdir"

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

Cumhurbaşkanı Gül, sempozyumdaki konuşmasının büyük bir bölümünü ise yeni anayasa çalışmalarına ayırdı. Yeni bir anayasanın Türkiye'nin uzun bir süredir gündeminde yer alan konulardan biri olduğunu belirten Gül, "Halkımızın büyük çoğunluğu, yürürlükteki anayasanın ihtiyaçlarımıza cevap vermemesinden, ülkemizin demokratik olgunluk ve çeşitliliğini kısıtlamaya çalışmasından; milletimin zenginliklerini yok saymasından rahatsızlık duymaktadır" dedi.

Türkiye tarihinde ilk defa, yeni anayasa çalışmalarının Sayın Meclis Başkanımızın liderliğinde, toplumun birçok kesiminin temsilcilerinin doğrudan iştirakiyle yürütüldüğünü anlatan

Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu: "Aziz milletimizin önünde 1921 ve 1924 anayasalarından beri ilk defa, doğrudan millet tarafından bir anayasa yapılması fırsatı bulunmaktadır"

Türk milletinin 2000 yılı aşkın bir anayasa ve demokratikleşme süreci tecrübesi olduğunu belirten Gül, 1982 Anayasası'nın ise o dönemin ruhunu taşıyan, darbe ürünü, vesayetçi, bürokratik-otoriter niteliği olan bir anayasa olduğunu ifade etti. Bu nedenle yeni bir anayasa yapılmasının artık bir zaruret halini aldığını anlatan

Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu: "Ayrıca, millet olarak darbelerle yüzleşmeye çalıştığımız bir dönemde, hâla bir ara dönem anayasasıyla yönetiliyor olmak; ülkemizin ulaştığı demokratik seviyeyle de derin bir çelişki teşkil etmektedir. Bununla birlikte, anayasalar tepkisel saiklerle hazırlanmamalıdır. Sadece bir önceki dönemin hatalarını düzeltmeye çalışan anayasalar, toplumları ileriye taşıyamazlar"

Cumhurbaşkanı Gül, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili de bazı uyarılarda bulundu. Gül, yeni anayasanın bir ideolojinin veya bir partinin mührünü taşımaması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Tabiatıyla her anayasanın; temel bir felsefesi ve ruhu olacaktır. Ancak, daha önce anlattığım mahzurları nedeniyle anayasalar; hiçbir özel fikrin, partinin, ideolojinin ve doktrinin mührünü taşımamalıdır. Dolayısıyla anayasalar, toplumun mümkün olduğunca asgari müşterek paydada oluşacağı anlayışıyla kaleme

alınan anayasalarla sağlanabilir. Unutmayalım ki, bugün güçlü olduğumuzda bizi kendi gücümüzden koruyacak bir anayasal kural, yarın zayıf düştüğümüzde bizi başkalarının haksızlığından da korur"

UZUN TUTUKLULUK SÜRELERİ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 24 sayfalık konuşması sırasıda uzun tutukluluk sürelerine de değindi. Çözüm bekleyen meselelerin başında uzun tutukluluk sürelerinin olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Söz konusu meselelerin başında bugün çok sık tartıştığımız adaletin tecellisini geciktiren, uzun tutukluluk sürelerinin fiili cezaya dönüşmesine yol açan adli sorun ve uygulamalar gelmektedir. Daha önce de vurguladığım gibi, hukuk devleti ilkesinin ve hukukunun üstünlüğü idealinin de nihai ürünü, esasen adaletin tecelli etmesidir. Bu doğrultuda, devletin bütün organları vazife ve sorumluluklarını layıkıyla yerine getirmelidir. Söz konusu soruları aşmak için hazırlanmakta olan hukuki düzenlemelerin

ivedilikle neticelenmesini temenni ediyorum."

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Avrupa'yı etkisine alan ekonomik krizle birlikte daha da artan ırkçılık, İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığından ciddi şekilde endişe duyduklarını belirterek şunları söyledi: "Eğer ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamafobi karşısında Avrupa değerlerini ve ortak vicdanımızı koruyamazsak; bu tehditler sadece Avrupa'yı değil, tüm dünyayı yaşanamaz bir hale getirir. Bu bamlamaya çalışmasından; mğlamda Norveç vatandaşı Breivik tarafından gerçekleştirilen ırkçı terörist

saldırıları dikkatle mercek altına almalıyız"

Konuşması sırasında Arap Baharı'ndan da bahseden Cumhurbaşkanı Gül, Arap Baharı'nın başta İslam dünyası olmak üzere, dünyanın çeşitli yerlerinde hak ve adalet özlemi çeken pek çok halk için bir ilham kaynağı olduğunu söyledi. Gül, korku duvarlarının yıkılmasına sebep olan bu demokrasi dalgasının, önümüzdeki yıllarda da dünyayı dönüştürmeye devam etmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu dile getirdi.

(AT-HO-Y)





25.04.2012 14:31:15 TSI

Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Son Güncelleme: 25.04.2012 14:33
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183