25 Nisan 2012 Çarşamba 15:00
546 Okunma
Anayasa Mahkemesi'nin 50. Kuruluş Yıldönümü Sempozyumu


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanı Nicolas Bratza, Anayasa Mahkemesi'nin 50. Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla gerçekleştirilen sempozyumda konuştu. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın ardından bir konuşma yapan Bratza, Türkiye'nin, Avrupa Konseyi'nin 1949'daki kurucu üyelerinden birisi olduğunu hatırlattı. Bratza, Türkiye'nin 1987 yılında AİHM'e bireysel başvuru hakkını kabul ettiğini ve bunun da Türkiye'nin Avrupa İnsan Sistemi'ne entegrasyonunu desteklediğini ifade etti.

AİHM'in Türkiye'nin davalarına bakmaya başlamasından bu yana Anayasa Mahkemesi'yle bazı durumlarda farklı görüşlerin ortaya çıktığını belirten Bratza, "AİHM, herhangi bir şekilde bir ihlal olmaması durumunda siyasi partilerin kapatılmasının insan haklarına aykırı olduğu kararına varmıştır. Burada AİHM, tabii ki biraz farklı bir analiz yapmıştır ama değerlendirmelerin birbirine yaklaştığı dönemler de olmuştur" diye konuştu. Konuşması sırasında Refah Partisi ile ilgili karara da değinen Bratza, konuyla

ilglii olarak şunları söyledi:

"Refah Partisi ile ilgili kararda örneğin sözleşmeye uygun bir şekilde partinin kapatıldığı kararına varmıştır. Laik ve çoğulcu değerlerin özellikle Türk anayasa yargısının yapı taşları olduğunu, dolayısıyla da mahkemenin insan haklarıyla ilgili dikkate aldığı prensipler olduğunu kabul etmiştir. Bu sebepten dolayı böylesine bir hukuki metin üzerinden çalışmak, oldukça etkili bir çalışma yöntemi. Avrupa Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının birbirine yakın olduğu zamanlar var. Bu durum Anayasa

Mahkemesi'nin aslında Avrupa içtihatını da ne kadar geliştirdiğini ve etkilediğini gösteriyor. Başka bir konuda da mesela Leyla Şahin davasında da bu durum söz konusu... Bu davada Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar, dikkate alındı. Anayasa Mahkemesi, bu kararında, laiklik ilkesinin Türk toplumu için öneminin altını çiziyordu ve özgürlük ve eşitliğin buluşma noktası olduğunu söylüyordu. Bu karara bakarak, Avrupa Mahkemesi de bu anayasal ilkenin sözleşmeyle uyumlu olduğuna karar verdi.''

Bratza, ayrıca seçim yasasındaki yüzde 10'luk baraj konusuyla ilgili de bir örnek verdi. Bratza, "Bu davada, Türkiye'deki seçim yasası ele alınmıştı. Burada yüzde 10'luk barajdan bahsediliyor. Bu özellikle Kasım 2002'de yapılan seçimlerde insanların seçme hakkını kullanamadığı yönünde bir şikayete sebep olmuştu. İfade özgürlüğünü kullanamadığı yönünde bir şikayete sebep olmuştu ama Strausburg'da bu kabul edilmedi. Burada iki demokratik ülkenin biraraya gelmesi gerekiyor. Seçmenlerin temsil edilmesi ve

istikrarlı bir hükümet aynı zamanda burada barajın orantısallığına da bakılırken AİHM, Anayasa Mahkemesi'nin rolünü burada göz önünde bulundurdu'' şeklinde konuştu.



BİREYSEL BAŞVURU HAKKI

AİHM Başkanı Bratza, Anayasa Mahkemesi'ne yapılabilecek olan bireysel başvuruların çok önemli bir gelişme olduğunu söyleyerek, "Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ne doğrudan başvurulabilmesi çok önemli bir gelişme. Anayasa Mahkemesi ile birey arasında ve AİHM arasında doğrudan bir temas ve ilişki içinde olmasını sağlayacak'' değerlendirmesini yaptı. Bratza ayrıca, bunun herşeyden önce Türkiye'deki hukuk sistemi için önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.

AİHM'de Türkiye aleyhine açılan dava sayısının oldukça yüksek olduğunu belirten Bratza, "Yaklaşık 11 bin 500 kadar dava var. Tabii ki bu yeni usulün yürürlüğe girmesi Anayasa Mahkemesi'nin adaletin tecelli etmesinde bireysel davalarda bir filtre rolü görmesinin bizim açımızdan da çok önemi var. Burada temel hakların korunması sırasında sözleşmeye taraf ülkelerde devletin kendi kurumları da burada devreye giriyor ve böylece Anayasa Mahkemesi bir filtre görevi görmüş olacak'' diye konuştu.

AİHM Başkanı Nicolas Bratza, Türkiye'nin adli sürecinin uzun olması konusunu da değerlendirdi. Bratza adli süreçle ilgili olarak şunları söyledi:

"Adli sürecin uzadığı durumlarda kişilerin mağduriyetlerini ortadan kaldırmak için tedbirler alınması gerektiği söyleniyor. Eğer bu tedbirler alınırsa bizim mahkemeye gelen dava sayısında da azalma olacaktır. Şu anda bu sebepten dolayı mahkememize gelen 2 bin 700 dava var. Tabi ki daha büyük ölçekli insan hakları ihlallerinin de engellenebilmesi için evlerinden, mesleğinden çıkarılmış kişilere tazminat ödenmesi yönünde çözümler getirilmesi, Güneydoğu'da 2006'da karar olarak ortaya çıkmış. Bütün bunların

uygulanması insan haklarının daha da gelişmesine yardımcı olacaktır. Ulusal düzeyde yapılacak olanlar Avrupa sisteminin de güçlenmesini sağlayacaktır''.

(AT-ÖK-Y)



25.04.2012 14:58:35 TSI

Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Son Güncelleme: 25.04.2012 15:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner183